
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping on yıllık bir aranın ardından 1 Eylül’de Mısır’a ziyaret gerçekleştirdi. İki ülke arasında 1956’da kurulan diplomatik ilişkilerin yetmişinci yıl dönümünde gerçekleşmesi sebebiyle sembolik bir anlam da taşıyan Xi’nin ziyareti son yıllarda önemli bir ivme kazanan Pekin ile Kahire arasındaki ilişkilerin önemli bir göstergesi oldu. Her iki ülke liderinin de ziyarete ilişkin yaptıkları açıklamalarda ikili ilişkilere verdikleri önemi vurgulamaları da bu durumu destekler niteliktedir. Bunun yanı sıra dikkat çekici bir diğer unsur da her iki liderin ikili ilişkilerin daha geniş bölgesel yansımalarına vurgu yapması olmuştur. Bu bağlamda Çin Devlet Başkanı Xi, Mısır’ın hem Arap hem de Afrika kimliğine vurgu yaparak Kahire’nin “Çin ile Arap devletleri ve Çin ile Afrika ülkeleri arasındaki ortak işbirliğinin geliştirilmesinde önemli bir rol” oynadığını belirterek işbirliğini geliştirme vurgusu yaparken Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de benzer şekilde ülkesinin Çin’i tanıyan ilk Arap ve Afrika devleti olduğunu belirterek Pekin’in hem Arap hem de Afrika devletleri ile ilişkilerini geliştirmesinde önemli bir aktör olduğu vurgusu yapmıştır.
20. yüzyılda sınırlı bir gelişim imkanı bulan Çin-Mısır ilişkilerinin Pekin’in Afrika ile ilişkilerinin ivme kazandığı 21. yüzyılın başından itibaren hızlı bir gelişim göstermeye başladığını söylemek mümkündür. 2014 yılında Cumhurbaşkanı Sisi’nin Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında ilişkilerin kapsamlı stratejik ortaklık düzeyine yükseltilmesi ise önemli bir adım olmuştur.
Bu dönemde gelişen ilişkilerin en somut ve önemli alanını ise Çin’in diğer birçok ülke ile ilişkilerinde de olduğu gibi ekonomik ilişkiler oluşturmaktadır. 2000 yılında yaklaşık 0,9 milyar dolar olan Çin’in Mısır ile yıllık ticaret hacmi 2025’e gelindiğinde yaklaşık 20,8 milyar dolara ulaşmıştır. Ekonomik ilişkilerin bir diğer önemli göstergesi de Çin’in Mısır’daki yatırımlarıdır. Pekin’in Mısır’daki yatırımları 10 milyar doları geçerken özellikle sanayi alanındaki yatırımlar dikkat çekmektedir. Çin’in Mısır’a sanayi yatırımlarını teşvik etmek amacıyla 2008’de başlatılan Süveyş Ekonomik ve Ticari İşbirliği Bölgesi projesi bu doğrultuda atılan en önemli adımlardan biridir. 2025 yılı itibariyle 3,8 milyar dolardan fazla yatırım gerçekleştirilen bölgede 200’e yakın şirket faaliyet gösterirken yaklaşık 10 bin istihdam sağlanmaktadır. Çin ayrıca 2000-2024 döneminde Mısır’a 7,7 milyar dolar borç sağlamıştır.
İki ülke arasındaki ilişkilerin güvenlik boyutu ise ekonomik ilişkilerin aksine son döneme kadar sınırlı gelişim imkanı bulan bir alan olmuştur. Bununla birlikte özellikle 2025’te bu alanda da önemli bir hareketliliğin yaşandığını söylemek mümkündür. Bu bağlamda yıl içerisinde gündeme gelen Mısır’ın Çin’den HQ-9B hava savunma sistemi tedarik ettiği ve 10 adet WJ-700 İHA tedariki için yaklaşık 400 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladığı iddiaları iki ülke arasındaki silah ticaretine yönelik önemli gelişmeler olmuştur. Bu dönemde gerçekleşen Mısır ile Çin’in North Industries Corporation şirketi arasında ortak İHA üretimi için bir mutabakat zaptı imzalanması ise iki ülkenin savunma sanayii işbirliğini geliştirme niyetini ortaya koyan bir adımdır. Pekin ile Kahire arasındaki askeri ilişkileri geliştirmeye yönelik atılan en önemli adımlardan biri ise “Medeniyet Kartalları 2025” tatbikatı olmuştur. Mısır’da gerçekleştirilen ve iki ülke arasındaki ilk hava tatbikatı olan bu geniş kapsamlı tatbikat aynı zamanda Çin’in de Afrika kıtasındaki en önemli askeri faaliyetlerinden biri olması sebebiyle sembolik bir önem de taşımaktadır. Tatbikatın ikincisi olan “Medeniyet Kartalları 2026” ise Xi’nin ziyaretinin hemen öncesinde gerçekleştirilmiştir.
Genel itibariyle güçlü ekonomik ilişki temeli üzerine inşa edilmiş olan Çin-Mısır işbirliği tarafların da amaçladığı gibi giderek artan şekilde güvenlik boyutunu da kapsayan bir stratejik ortaklığa dönüşmektedir. Bununla birlikte ilişkilerde yakalanan ivmenin sürdürülebilmesinin giderek artan şekilde zorlaşacağını söylemek mümkündür. Bunun temel sebebi ise Pekin-Kahire ilişkilerinin özellikle güvenlik alanında derinleşmesinin ABD tarafında oluşturacağı endişelerdir. Washington’un bu endişelerinin önemli bir sebebi Çin ile olan küresel rekabetin bir parçası olarak Pekin’in Mısır ile geliştireceği güvenlik ilişkileri üzerinden stratejik bir coğrafyada askeri nüfuz elde etmesidir. ABD’nin bir diğer önemli endişe kaynağı ise İsrail’in çıkarları ile ilişkilidir. Mısır’ın Çin ile askeri ilişkilerini geliştirerek ABD’ye bu alandaki bağımlılığını azaltması ve askeri kapasitesini ABD’den bağımsız bir şekilde artırması İsrail açısından bir tehdit olarak değerlendirilecektir. Washington benzer endişeler ile Mısır’ın 2010’ların ikinci yarısında Rusya ile geliştirdiği askeri ilişkilere ve önemli silah tedariklerine Kahire’ye yaptırım tehdidi ile baskı uygulayarak müdahale etmiştir. Çin-Mısır güvenlik ilişkilerinin seyrinin benzer müdahalelere yol açma potansiyeli de bulunmaktadır.
Melih Yıldız – Sakarya Üniversitesi, Afrika Çalışmaları



