AnalizOrtadoğuYayınlar

Washington’dan Tahran’a Irak’ın Denge Arayışı

Irak yirmi yılı aşkın süredir çoğu zaman kendi tercihleriyle değil, çevresindeki güçlerin baskısıyla yön değiştiren bir ülke görüntüsü verdi. Washington ile Tahran arasındaki her gerilim Bağdat’ın siyasetini, güvenliğini ve ekonomisini aynı anda etkiledi. Bu yüzden Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin Temmuz ayı içerisinde önce Washington’a, ardından Tahran’a gitmesi sıradan bir diplomasi trafiği olarak görülemez. Bu iki ziyaret, Bağdat’ın içinde bulunduğu zor denklemi ve bu denklemden çıkmak için izlediği yeni yolu gösteriyor.

Bu denge arayışının ne kadar hassas bir zeminde yürüdüğünü gösteren en çarpıcı görüntü aslında Washington ziyaretinden birkaç gün önce ortaya çıktı. Ez-Zeydi İran’ın öldürülen lideri Ayetullah Ali Hamaney’in naaşını Necef Uluslararası Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Naaşın Necef ve Kerbela’daki kutsal mekânlardan geçirilmesi sırasında İran ve Irak bayrakları, İran destekli silahlı grupların sembolleri ve Amerika karşıtı sloganlar aynı sahnede buluştu. Ez-Zeydi’nin birkaç gün sonra Washington’da Amerikan yönetimiyle görüşmesi ve büyük enerji anlaşmalarına imza atması bu nedenle basit bir diplomatik takvimden daha fazlasını anlatıyor. Bağdat son yıllarda defalarca yapmaya çalıştığı şekilde bir yandan İran’la kurduğu tarihsel dinî ve siyasi bağları gözetiyor diğer yandan bu bağların Irak’ın ekonomi ve dış politika alanında hareket kabiliyetini bütünüyle belirlemesine izin vermemeye çalışıyor. Bu sembolik dengelemenin ekonomik ayağı ise Washington’da ortaya çıktı.

Washington ziyaretinin en görünür sonucu enerji ve yatırım anlaşmaları oldu. Irak yönetimi Amerikan şirketleriyle petrol, doğal gaz, elektrik, teknoloji ve altyapı alanlarında toplam 60 milyar doları bulan 50’ye yakın anlaşma ve mutabakat imzaladı. Görüşmelerin merkezinde üretim kapasitesini artırmak, enerji altyapısını yenilemek ve Irak petrolünü dünya piyasalarına ulaştıracak alternatif güzergâhlar oluşturmak vardı. Özellikle Irak petrolünü Suriye üzerinden Akdeniz’e bağlayan Kerkük–Banyas petrol boru hattının yeniden inşası/faaliyete geçirilmesi, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltma arayışının ne kadar ciddi olduğunu gösterdi.

İlk bakışta bu tablo, Bağdat’ın ekonomik açıdan Washington’a yöneldiği şeklinde okunabilir. Fakat Irak’ın asıl hedefi bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirmek değil. Amaç, ortakların sayısını artırarak tek bir ülkenin veya tek bir güzergâhın Irak ekonomisi üzerindeki belirleyiciliğini azaltmak. Çünkü Bağdat, petrol gelirlerine aşırı bağımlı olduğu kadar bu petrolün güvenli biçimde ihraç edilmesine de bağımlı. Hürmüz’deki her kriz devlet bütçesini, kamu maaşlarını ve sosyal harcamaları tehdit ediyor.

Bu nedenle Irak açısından Amerikan yatırımları hem sermaye girişi hem de ekonomik güvenlik aracı anlamına geliyor. Büyük Amerikan şirketlerinin Irak’ın petrol ve elektrik sektörlerine girmesi, Washington’ın ülkenin istikrarıyla daha doğrudan ilgilenmesini sağlayabilir. Bağdat böylece ekonomik ortaklığı siyasi korumaya, siyasi korumayı da daha geniş bir dış politika alanına dönüştürmek istiyor. Ne var ki bu hesabın başarılı olması için anlaşmaların kâğıt üzerinde kalmaması ve Irak’ın yatırım ortamını gerçekten iyileştirmesi gerekiyor.

Washington’ın ekonomik yakınlaşma karşılığında Bağdat’tan birtakım beklentileri de bulunuyor. Bunların başında İran’a yakın silahlı grupların devlet denetimine alınması geliyor. Irak yönetimi de silah kullanma yetkisinin yalnızca devlete ait olması gerektiğini vurgulamaktadır. Silahlı grupların silahsızlandırılması ve devlet içindeki güvenlik birimlerine transferi için çalışmalar yürüttükleri biliniyor. Fakat bu mesele teknik bir güvenlik düzenlemesinden çok daha büyük ve karmaşık. Çünkü silah bırakması istenen bazı gruplar yalnızca askerî yapılar değil; parlamentoda temsil edilen, kamu kurumlarında etkili olan ve geniş ekonomik ağlara sahip siyasi aktörlerdir.

Dolayısıyla milislerin silahsızlandırılması, birkaç silah ve mühimmat deposunun devlete teslim edilmesiyle tamamlanabilecek bir süreç değildir. Asıl soru bu yapıların siyasetteki, ekonomideki ve güvenlik bürokrasisindeki ağırlığının nasıl dönüştürüleceğidir. Bağdat bu süreci yalnızca Washington’ın talebi olarak yürütürse içeride ciddi bir meşruiyet sorunu yaşayabilir. Fakat meseleyi Irak devletinin egemenliği ve bütün vatandaşlar için geçerli ortak hukuk düzeni üzerinden kurabilirse daha güçlü bir zemin oluşturabilir.

Tam bu noktada Tahran ziyareti önem kazanıyor. Başbakan ez_Zeydi’nin Washington’dan döndükten birkaç gün sonra İran’a gitmesi, Irak’ın Amerika ile ekonomik ilişkilerini geliştirirken İran’la bağlarını koparmak istemediğini açıkça ortaya koydu. Tahran’daki görüşmelerde ulaştırma, demiryolu, ticaret, kamu yönetimi ve ekonomik iş birliği alanlarında anlaşmalar imzalandı. Aslında ziyaretin zamanlaması anlaşmaların sayısından yada içeriğinden daha güçlü bir siyasi mesaj taşımaktadır.

Bağdat aralarında sıkıştığı iki başkente de mesaj yollamış oldu. Irak hükümeti Washington’a İran’a karşı kurulacak yeni bir cephenin parçası olmadığını, Tahran’a ise Amerikan yatırımlarına açılmanın İran’la ilişkileri kesmek anlamına gelmediğini anlatmaya çalışıyor. Bu kolay bir denge değil. Çünkü ABD, Irak’taki İran bağlantılı silahlı yapıların etkisinin azaltılmasını isterken İran bu yapıların önemli bölümünü kendi bölgesel güvenlik mimarisinin parçası olarak görüyor. Irak ise artık iki tarafın önceliklerinden ziyade kendi devlet çıkarını korumaya ve öncelemeye çalışıyor.

Bu çabanın diplomatik bir uzantısı da Bağdat’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk rolü üstlenme isteğidir. Irak açısından arabuluculuk yalnızca bölgesel prestij meselesi değildir. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim petrol ihracatını, kamu gelirlerini ve günlük ekonomik düzeni doğrudan etkilediği için iki ülke arasındaki tansiyonun düşürülmesi aslında Bağdat’ın somut çıkarınadır. Irak böylece barış çağrısı yapan pasif bir komşu değil, kendi ekonomik güvenliğini korumak için diplomatik alan açan aktif bir aktör olmaya çalışıyor.

Bu denge arayışının yeni taraflarından biri ekonominin dış politikanın merkezine yerleştirilmesidir. Irak uzun yıllar ABD ile ilişkilerini güvenlik ve askerî iş birliği üzerinden, İran’la ilişkilerini ise siyaset, güvenlik, ticaret, enerji ve dinî bağlar üzerinden yürüttü. Şimdi Bağdat bu dağılımı değiştirmeye çalışıyor. Washington’la ekonomik ortaklığı büyütürken Tahran’la ilişkiyi daha fazla devletler arası ticaret ve ulaştırma zeminine çekmek istiyor.

Fakat bu stratejinin önünde ciddi engeller var. Devlet kurumlarındaki yolsuzluk, ağır bürokrasi, hukuk sistemine duyulan güvensizlik ve silahlı aktörlerin ekonomik ve siyasi alandaki güçlü faaliyetleri yabancı yatırımcılar için risk oluşturuyor. Washington’da imzalanan milyarlarca dolarlık mutabakatların gerçek projelere dönüşüp dönüşmeyeceği Bağdat’ın bu alanlarda ne kadar ilerleyebileceğine bağlı. Aynı şekilde Tahran’la imzalanan ulaştırma ve ticaret anlaşmaları da sınır güvenliği, finansman ve bölgesel istikrar sağlanmadan istenen sonucu vermeyebilir.

Bağdat’ın önündeki asıl sınav bu nedenle iki başkent arasında eşit mesafede durmak değildir. Coğrafya, ekonomi ve güvenlik Irak’ın Washington ile Tahran’a eşit uzaklıkta olmasına zaten izin vermez. Önemli olan, her iki ilişkiyi de Irak devletinin ihtiyaçlarına göre yönetebilmek ve bir tarafla kurulan yakınlığın diğer tarafın ülke içindeki nüfuzunu artırmasına izin vermemektir.

Sonuç olarak, Washington’dan Tahran’a uzanan bu diplomasi trafiği Irak’ın taraf değiştirdiğini değil yöntem değiştirmeye çalıştığını gösteriyor. Bağdat artık yalnızca kriz çıktığında iki tarafı yatıştıran bir arabulucu olmak istemiyor. Enerji yatırımları, yeni ihracat hatları ve ticaret bağlantıları üzerinden kendi ağırlığını artırmayı hedefliyor. Bu hedef başarılırsa Irak, ABD ile İran arasındaki rekabetin sahası olmaktan yavaş yavaş çıkabilir. Bu nedenle asıl mesele Washington’da kaç anlaşma imzalandığı veya Tahran’da kaç protokole imza atıldığı değildir. Asıl mesele Bağdat’ın ekonomik çeşitliliği siyasi bağımsızlığa dönüştürüp dönüştüremeyeceğidir.

Recep Tayyip Gürler – Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Ortadoğu Afrika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin