AfrikaAnalizYayınlar

Ceuta Krizi: Kontrol Kaybı mı, İspanya’ya Mesaj mı?

30 Temmuz Perşembe sabahı, İspanya’nın Kuzey Afrika kıyısındaki 85 bin nüfuslu özerk şehri Ceuta’da sınır fiilen çöktü. Fas’ın Fnideq ve Belyounech kıyılarından yola çıkan kalabalıklar, denize kadar uzanan tel örgü ve dalgakıranın etrafından yüzerek, şişme simitlerle, kimi zaman da çiti aşarak İspanyol toprağına geçti. Tarajal sahilinde çekilen görüntülerde çoğunluğu genç erkeklerden oluşan grupların koştuğu, karaya çıkanların kameralara gülümseyip baş parmak kaldırdığı, hatta bazılarının “Yaşasın İspanya” diye bağırdığı görüldü.

31 Temmuz itibariyle Reuters bir günde yaklaşık 50 bin kişinin Ceuta’ya geçtiğini açıkladı (resmi olarak rakam açıklanmadı). İnsani bilanço daha kesin ve daha ağır: Perşembe günü denizde en az dokuz kişinin öldüğü açıklandı, sonraki saatlerde ölü sayısının 18’e çıktığı bildirildi. Son on iki ayda aynı geçişi denerken hayatını kaybedenlerin sayısı 60’ı aşıyor. Ceuta Özerk Şehir Başkanı Juan Jesús Vivas, Madrid’den ulusal güvenlik gerekçesiyle olağanüstü hal ilan etmesini ve orduyu sınıra sürmesini istedi. İçişleri Bakanlığı olağanüstü hal talebini reddetti ama Silahlı Kuvvetler’i Sivil Muhafız’a destek olarak Ceuta’ya gönderdi. Pedro Sánchez ve İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska Cuma günü şehre gitti. Krizin üzerinden 24 saat geçmeden Madrid ile Rabat, giren herkesin “mümkün olan en kısa sürede” iadesi için hızlandırılmış bir prosedürde anlaştıklarını duyurdu. İçişleri Bakanlığı Fas’la işbirliğini örnek diye niteledi.

Fas’ın Elindeki Göçmen Kartı

Ceuta ve Melilla, Avrupa Birliği’nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor. Coğrafi bir tespit gibi görünen bu durum, aslında iki taraf arasındaki asimetrik bağımlılığın da tanımı. Birliğin güney sınırının fiili denetimi, Birlik üyesi olmayan bir devletin idari kapasitesine devredilmiş durumda. Başka bir deyişle Fas’ın sınır yönetimindeki tercihleri, doğrudan AB’nin iç güvenlik ve göç politikası üzerinde sonuç doğuruyor. AB 2000’li yılların başından itibaren bu sınırların güvenliği için Fas’a nakdi yardımlar yapıyor. Benzer şekilde İspanya da kendi bütçesinden Rabat yönetimine ödeme yaparak sınırların kontrolü konusunda Fas ile işbirliği yapıyor. Fas bu paranın karşılığında engellediği göçmen sayılarını düzenli olarak ilan ediyor. İçişleri Bakanlığı, 2024’ün ilk sekiz ayında Avrupa’ya ulaşmaya yönelik 45 binden fazla girişimi engellediğini açıkladı.

Fas üzerinden İspanya’ya doğru bu göçmen akını Rabat yönetiminin Avrupa’ya karşı elindeki en önemli kart durumunda. Mayıs 2021’de, İspanyol hükümetinin Polisario Cephesi lideri İbrahim Gali’yi Kovid tedavisi için gizlice ülkeye almasının ardından, Fas sınır kontrolünü fiilen gevşetti ve iki gün içinde 8 binden fazla — bazı tahminlere göre 10 bine yakın — kişi Ceuta’ya geçti. İspanya orduyu konuşlandırdı, Sánchez bunu “İspanya ve Avrupa için ciddi bir kriz” olarak tanımladı. Kriz Mart 2022’de İspanya Başbakanı’nın Kral’a bir mektup yazarak Fas’ın Batı Sahra ile ilgili özerklik planına destek verdiğini açıklaması ile sona erdi.

Eylül 2024’te ise bunun tersi görüldü: TikTok’tan yayılan çağrılarla binlerce genç Fnideq’e akınca Fas güvenlik güçleri altı gün içinde 4455 kişiyi gözaltına aldı, yolları kontrol noktalarıyla kapattı ve kalabalıkları otobüslerle uzak şehirlere dağıttı. Yani Rabat isterse durduruyor, istemezse durdurmuyor. Elindeki kaldıracı bu kadar etkili kılan da aradaki dev orantısızlık: 37 milyonluk bir ülkenin genç ve işsiz nüfusuyla 85 bin kişilik bir şehir arasında yalnızca beş kilometrelik bir yüzme mesafesi var. Fas için maliyeti neredeyse sıfır olan bir karar, İspanya’da hatta AB içinde bir gün içinde siyasi krize dönüşüyor.

Dün Neden Sınırlar Açıldı?

Dün sınırların neden açıldığına dair somut bir delil yok. Yani ne Fas ile İspanya ne de Fas ile AB arasında son aylarda yaşanan bir kriz veya gerginlik durumu gibi daha önce yaşanan gelişmelere benzer bir durum söz konusu değil. Dahası İspanya, Fransa ve Almanya Batı Sahra konusunda Rabat yönetiminin istediği uyumu da gösteriyorlar. Dünkü gelişmenin nedenleri ancak farklı senaryolar üzerinden değerlendirilebilir

İlk olarak dün yaşanan krize yapılan açıklamalar üzerinden bakacak olursak Rabat’ın isteği değil başarısızlığı olarak okuyabiliriz. Fas tarafından gelen açıklamalar krizi, binlerce göçmenin bir kampanya ile sınırlara yığılması ve görevlilerin kontrolü kaybetmesiyle ortaya çıkan bir durum olarak tanımlıyor. Daha önce benzer sosyal medya kampanyaları yaşanmış ancak Fas hükümeti kriz çıkmasını engellemeyi başarmıştı ancak bu kez sayının fazlalığı nedeniyle başaramamış olabilir.

İkinci senaryo Fas ile AB arasındaki göçmen kontrolü karşılığı mali yardım ile ilgili: AB’nin yeni Göç ve İltica Paktı yürürlüğe girdi ve dış sınır işbirliğinin finansmanı yeniden masada. Bu tabloda bir kriz, pazarlık gücünü anında yükseltiyor. Dün Ceuta’da önce kontrolsüz bir geçiş, hemen ardından “örnek işbirliği” dili ve hızlandırılmış iade anlaşması yaşandı. Dolayısıyla Rabat yönetimi AB’ye bir kez daha göçmen meselesi konusunda elinin ne kadar güçlü olduğunu göstermek istemiş olabilir.

Üçüncü ve en güçlü senaryo ise İsrail-Fas hattı ve İspanya’nın cezalandırılması amacıyla ilgili. Fas, İslam dünyasında İsrail ile en iyi ilişkilere sahip ülkelerden biri. İki ülke arasındaki resmi ilişkileri başlatan 2020 yılındaki Abraham Anlaşmaları’ndan önce de Fas-İsrail ilişkilerinin iyi olduğu biliniyordu. İsrail’in 7 Ekim’den beri sürdürdüğü soykırıma karşı Batılı ülkeler içinde en net duruşu ise İspanya gösterdi. Madrid yönetimi Mayıs 2024’te Filistin devletini tanıdı. Eylül 2025’te Başbakan Sánchez Gazze’deki durumu soykırım olarak niteleyerek kapsamlı bir silah ambargosu paketi açıkladı. Ekim 2025’te parlamento bunu 178’e karşı 169 oyla kalıcı yasa haline getirdi — silah ve çift kullanımlı teknoloji satışı yasaklandı, İsrail ordusuna yakıt taşıyan gemilere liman, askeri malzeme taşıyan uçaklara hava sahası kapatıldı. Mart 2026’da İspanya Tel Aviv büyükelçisinin görevine son verdi, iki başkentte de temsil maslahatgüzar seviyesinde.

30 Temmuz’da Ceuta’da yaşanan göçmen krizinin nedeni bu senaryolardan biri ya da hepsi olabilir. Kesin olarak bilinen bir şey var ki kriz İspanya hükümetini oldukça zor bir duruma düşürdü. Mevcut durumda İspanya ve Fas arasında yaşanan önemli bir kriz olmaması üçüncü ülkelerin Ceuta’da yaşanan olayla bağlantılı olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ancak gerek İsrail gerek ABD bu işin dolaylı olarak bir tarafında yer alsa da almasa da Rabat yönetimi buna izin veren aktör durumunda. İspanya ve AB ise göçmen meselesi nedeniyle bu tür kriz durumları karşısında kırılganlığını koruyor.

Abdüssamet Pulat- Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Ortadoğu Afrika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin