AfrikaAnalizYayınlar

Çad’ın Çok Yönlü Diplomasisi: Yardım Diplomasisinden Kalkınma Ortaklığına mı?

Çad; Çin’den sel yardımı, BAE’den ambulans ve otobüsler, Fransa’dan sağlık desteği, Rusya ile Moskova’da yeni temaslar yoluyla dış ilişkilerini çeşitlendiriyor. Ancak “Tchad Connexion 2030” kalkınma planı bakımından belirleyici soru bu diplomatik hareketliliğin kalıcı yatırım ve teknoloji üretip üretemeyeceğidir.

Çad’ın dış politikasında son iki haftada yan yana gelen dört gelişme Encemine’nin (N’Djamena) uluslararası ilişkilerini yeniden düzenleme biçimini görünür kıldı. Çin, 7 Temmuz’da sel risklerinin önlenmesi ve insani sonuçlarının yönetilmesi için 2 milyon dolarlık hibe anlaşması imzaladı. Birleşik Arap Emirlikleri, 8 Temmuz’da sağlık sistemine 50 ambulans, yükseköğretim kurumlarına ise 50 otobüs teslim etti. Aynı hafta Fransa, sivrisinek kaynaklı hastalıkların izlenmesine yönelik 90 bin avroluk bir sağlık projesi başlattı. Dışişleri Bakanı Abdoulaye Sabre Fadoul da 13–14 Temmuz’da Moskova’yı ziyaret ederek Sergey Lavrov ile görüştü ve taraflar diplomatik ve hizmet pasaportu sahiplerine vize muafiyeti getiren bir anlaşma imzaladı.

Bu tablo ilk bakışta bir “yardım diplomasisi” gibi görünse de gelişmeler birlikte okunduğunda daha geniş bir strateji ortaya çıkıyor. Çad tarihsel olarak Fransa’nın baskın olduğu dış ilişki modelinden farklı ortakların farklı ihtiyaçları karşıladığı bir diplomasi anlayışına geçmeye çalışıyor. Çin iklim dayanıklılığı ve altyapıda; BAE sağlık, eğitim, lojistik ve finansmanda; Fransa teknik uzmanlık ve sağlıkta; Rusya ise güvenlik, savunma ve diplomatik alanda ayrı kanallar açıyor. Bu süreç bir bloktan diğerine geçişten çok farklı ortaklar ile ilişkiler kurarak bağımlılığı azaltma arayışı olarak okunabilir.

Çin’in 2 milyon dolarlık hibesi, ölçek bakımından Çad’ın sel sorununu tamamen çözecek büyüklükte değil. Buna karşılık yardımın sel önleme, hazırlık ve insani müdahale kapasitesine yönelmesi önemlidir. Çad’da seller artık istisnai afetler olmaktan çıkmış durumdadır. Sık sık meydana gelen seller yolları, tarım alanlarını, hayvancılığı, kent altyapısını ve kamu bütçesini düzenli biçimde aşındıran yapısal bir riske dönüşmüştür. Dünya Bankasının Nisan 2025 değerlendirmesine göre 2024 selleri 1,9 milyon kişiyi etkilemiş, 400 bin hektardan fazla tarım alanına zarar vermiş ve ulusal yoksulluk oranını tahminen 1,7 puan yükseltmiştir. Çin hibesi tek başına dönüşüm yaratmayacaktır fakat iklim dayanıklılığını ikili ekonomik ilişkinin kalıcı bir başlığına dönüştürebilir.

BAE’nin 50 ambulans ve 50 otobüsten oluşan desteği ise çok daha görünür bir sonuç üretmektedir. Ambulanslar özellikle uzak bölgelerde hasta sevk ve acil müdahale kapasitesini, otobüsler ise üniversite öğrencilerinin hareketliliğini güçlendirebilir. Çad makamları bu araçların sağlık ve yükseköğretim hizmetlerindeki ulaşım sorunlarını azaltacağını belirtiyor. Bununla birlikte araç teslimi ile kamu hizmeti sağlanması arasında otomatik bir bağ yoktur. Yakıt, şoför, sağlık personeli, yedek parça, bakım bütçesi ve dengeli coğrafi dağıtım sağlanmazsa, bağışlanan araçlar birkaç yıl içinde işlevsizleşebilir. Dış yardımın gerçek değeri teslim törenindeki araç sayısıyla değil, daha sonraki kullanım ve bakım performansıyla ölçülmelidir.

Fransa’nın sağlık projesi farklı bir mesaj veriyor. Çad, Kasım 2024’te Fransa ile savunma iş birliği anlaşmasını sonlandırmış ve Fransız askerî varlığının çekilmesi Ocak 2025 sonunda tamamlanmıştı. Buna rağmen 7 Temmuz 2026’da başlatılan bir yıllık proje, dang humması, chikungunya, Zika ve sarı humma gibi arbovirüslerin teşhisine yönelik laboratuvar kapasitesine, personel eğitimine ve farklı vilayetlerde epidemiyolojik veri üretilmesine odaklanıyor. Askerî ilişkinin sona ermesi, ikili bağların bütünüyle kopması anlamına gelmiyor. Encemine, Paris ile ilişkisini güvenlik bağımlılığından sağlık, bilim ve teknik kapasite ağırlıklı sektörel ortaklığa doğru yeniden tanımlamaya çalışıyor.

Moskova ziyareti ise çeşitliliğin güvenlik ve diplomasi ayağını temsil ediyor. 14 Temmuz’daki görüşmelerde taraflar diplomatik temasları kolaylaştıran vize muafiyeti anlaşmasını imzaladı. Rus tarafı, ticari ve ekonomik ilişkilerin mevcut düzeyinin oldukça sınırlı olduğunu kabul ederken bu alanda iş birliğini geliştirme iradesini açıkladı. Çad tarafı da savunma iş birliğinin genişletilmesine ilgi gösterdi. Cumhurbaşkanı Mahamat İdris Déby’nin Ekim ayında Moskova’da yapılması planlanan üçüncü Rusya–Afrika Zirvesi’ne katılmasının beklendiği de bildirildi. Ancak Moskova temaslarından henüz büyük bir yatırım paketi, enerji projesi veya kesinleşmiş finansman çıkmış değil. Ziyaretin ekonomik anlamı şimdilik potansiyel, güvenlik ve diplomasi anlamı ise daha somut görünüyor.

Bu gelişmeleri anlamlandırmak için Tchad Connexion 2030 planına bakmak gerekir. Resmî olarak 2025–2030 dönemini kapsayan plan, yaklaşık 30 milyar dolar, yani 18 trilyon FCFA yatırım mobilize etmeyi amaçlıyor. Su, enerji, ulaştırma, dijital altyapı, sağlık, eğitim, istihdam, tarım, hayvancılık, madencilik, sanayi ve turizm yoluyla ekonomik çeşitlenme, iş ortamı ve kamu yönetimi reformları planın ana eksenini oluşturuyor. Resmi hedefler arasında yıllık ortalama yüzde 8 büyüme, 2030’a kadar GSYH’nin yaklaşık yüzde 58–60 artması, yoksulluk oranının yüzde 45’ten yüzde 28’e indirilmesi ve 2,5 milyon kişinin yoksulluktan çıkarılması bulunuyor.

Planın finansman mimarisi, dış politika çeşitliliğinin neden gerekli olduğunu açık biçimde gösteriyor. Yaklaşık 30 milyar dolarlık ihtiyacın yüzde 53’ünün uluslararası finans kuruluşları ve bağışçıların destekleyebileceği projelerden, yüzde 28’inin karma finansman ve kamu-özel ortaklıklarından, yüzde 18’inin doğrudan özel sektör yatırımlarından karşılanması öngörülüyor. Devletin yalnızca kendi kaynaklarıyla finanse edeceği bölüm ise yüzde 1’den az. Dolayısıyla Tchad Connexion 2030’un başarısı dış ortaklıkların yatırım, teknoloji, kredi ve kurumsal kapasiteye dönüştürülmesine bağlıdır.

Tam da bu nedenle Çin hibesi, BAE araçları, Fransız sağlık projesi ve Moskova ziyareti anlamlı gelişmelerdir. Çünkü plandaki iklim, sağlık, eğitim, altyapı ve güvenlik ihtiyaçlarıyla örtüşen farklı iş birliği kanalları açmaktadır. Ancak parçalı küçük miktardaki bu hibeler ve ekipman teslimleri, 30 milyar dolarlık dönüşüm programının yerini tutamaz. Çad’ın önündeki esas görev diplomatik çeşitliliği birbirinden kopuk projelerin çoğalmasına değil birbirini tamamlayan ve miktarı yüksek bir yatırım mimarisine dönüştürmektir.

Çad yönetiminin işbirliği hedeflediği ülkelerin özellikleri ve kapasitelerine göre daha somut talepler geliştirmesi gerekiyor. Örneğin, Çin’den yalnızca inşaat değil yerel beceri ve teknoloji transferi; BAE’den araç bağışının yanında bakım ve sağlık lojistiği sistemi; Fransa’dan geçici projeler yerine laboratuvar ve insan kaynağı kapasitesinin kurumsallaştırılması; Rusya’dan güvenlik ekipmanının ötesinde tarım, enerji, madencilik ve eğitim alanlarında ölçülebilir ekonomik teklifler istemesi daha mantıklı olabilir.

Sonuçta Çad’ın dış politika başarısı, Encemine’ye kaç farklı ülkenin heyet gönderdiğiyle yada diğer ülkelere yapılan resmi ziyaretlerin sayısı ile ölçülmemelidir. Ölçüt, alınan hibelerin kalıcı kapasiteye, teslim edilen araçların işleyen kamu hizmetlerine, diplomatik mutabakatların üretken yatırımlara ve dış temasların yerel istihdama dönüşüp dönüşmediğidir. Tchad Connexion 2030 için belirleyici soru budur: Çad’ın çok yönlü diplomasisi kalıcı yatırım ve teknoloji üretecek mi, yoksa farklı bayraklar altında tekrarlanan parçalı yardımların toplamı olarak mı kalacak?

Recep Tayyip Gürler – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Ensitüsü

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Ortadoğu Afrika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin