
Libya’da 2011’de Kaddafi rejiminin devrilmesiyle başlayan uzun bir belirsizlik ve parçalanma dönemi, günümüzde batıda Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükûmeti (UBH) ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) ile doğuda Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (TM) ve Halife Hafter’in Libya Ulusal Ordusu (LUO) arasında bölünmüş bir siyasi manzarayı oluşturmuştur. Libya’da Aralık 2021 tarihinde planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin gerçekleştirilememesinin ardından UNSMIL aracılığı ile seçimlerin ertelenmesine yol açan temel nedenleri ele almaya ve siyasi süreci yeniden canlandırmaya yönelik TM ile DYK arasında Kahire ve Cenevre’de, seçimler için uygulanabilir bir anayasal çerçeve geliştirmek amacıyla görüşmeler gerçekleştirilmektedir. Ancak taraflar arasındaki çıkar çatışmaları nedeniyle, söz konusu görüşmelerde kayda değer bir ilerleme sağlanamamaktadır. Taraflar son olarak Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’nun (UYSK) yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin hususlarda görüş ayrılığı içindedir.
Libya Siyasi Yol Haritası ve Seçim Komisyonunun Yeniden Yapılandırma Süreci
Libya, uzun süredir beklenen seçim sürecine doğru kırılgan bir zeminde ilerlerken Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonunun (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh, Ağustos 2025’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Libya krizinin çözümüne yönelik yeni bir siyasi yol haritası sunmuştur. Bu yeni yol haritası, Libya’da kapsamlı siyasi diyalogların yeniden başlatılmasını ve en geç 18 ay içinde seçimlerin yapılmasını hedeflemektedir. Plan, siyasi aktörler arasındaki iletişimin güçlendirilmesini, kurumların işlevselliğinin yeniden tesis edilmesini ve ülkenin seçim sürecine hazırlanmasını öngörmektedir. Bu kapsamda Tetteh, yol haritasının ilk adımı olarak TM ile DYK tarafından boş pozisyonlara ortak atama yapılarak Seçim Komisyonu yönetiminin kapsamlı biçimde yeniden yapılandırılması çağrısında bulunmuştur. İki meclis arasında gerçekleştirilen görüşmelerde belirli konularda uzlaşıya varılsa da sahadaki siyasi elitlerin kendi iktidar alanlarını korumaya dönük stratejileri nedeniyle genel bir mutabakata varılamamıştır.
Son olarak DYK’nın 5 Ocak 2026’da yaptığı oylamada Seçim Komisyonu’nun başkanlığına Salah el-Kumeyşi’yi ataması konuyu yeniden siyasi tartışmaların merkezine taşımış ve seçimlerin yönetimi konusunda TM ile yaşanan görüş ayrılıklarını yeniden alevlendirmiştir. Seçim Komisyonu, gelecekteki herhangi bir anayasal ya da seçim süreci açısından kilit bir kurum olarak görülmektedir. Bu nedenle, Libya’da devam eden siyasi tıkanıklık ortamında komisyonun liderliği üzerindeki anlaşmazlıklar özellikle hassas bir nitelik taşımaktadır.
DYK-TM Arasında Yetki Çatışması
Libya’da yasama yetkisi, fiili olarak Temsilciler Meclisi (TM) ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında paylaşılmaktadır. TM, 2011 tarihli Geçici Anayasal Bildiri uyarınca Genel Ulusal Kongre’nin yerine geçmek üzere 2014’te gerçekleştirilen ulusal seçimler sonucunda kurulmuştur. Tobruk merkezli olan TM, uluslararası düzeyde tanınan yasama organı olarak kabul edilmekle birlikte Batı Libya üzerindeki otoritesinin kapsamı ve etkinliği tartışmalıdır. DYK ise 2015’te imzalanan Libya Siyasi Anlaşması (Skhirat Anlaşması) çerçevesinde 2016’da oluşturulmuştur. Büyük ölçüde feshedilen Genel Ulusal Kongre’nin eski üyelerinden müteşekkil olup kurumsal olarak TM’ye danışma organı niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte DYK, özellikle son seçimlerde Muhammed Takala’nın seçilmesinden sonra fiiliyatta Trablus merkezli hükümetle aynı siyasi çizgide konumlanmaktadır.
TM başkanı Akile Salih, DYK’nın yaptığı oylamayı reddederek bu atamanın tek taraflı olduğunu ve hukuken yalnızca TM’nin yetki alanına girdiğini savundu. Ayrıca Dibeybe başta olmak üzere UBH ve DYK yönetimlerini seçim sürecini bilinçli şekilde engellemekle suçladı. Buna karşılık DYK başkanı Muhammed Takala ise siyasi meşruiyetin ancak karşılıklı istişare ve uzlaşı ile sağlanabileceğini ileri sürerek TM’nin tutumunun siyasi dengeyi zedelediğini belirtmiştir. Bu karşılıklı meşruiyet tartışması iki kurumun devletin temel organları olmaktan ziyade kendi siyasi gündemleri doğrultusunda hareket eden kurumlar haline geldiğini göstermektedir.
TM ile DYK arasında Seçim Komisyonu’nun yeniden yapılandırılmasına ilişkin kurumsal iş birliği yerine rekabetin öne çıkması, Komisyon’un tarafsızlığını aşındırarak Komisyonun siyasallaşması riskini artırmaktadır. Bu risk, Seçim Komisyonu’nun da Libya’daki diğer paralel kurumlara benzer biçimde iki ayrı yapıya bölünmesi ve dolayısıyla kamu güvenini muhafaza eden son kurumlardan birinin zayıflaması hatta kaybedilmesi sonucunu doğurabilir. Nitekim Komisyon, kendisine hukuken tamamlanmış bir yetkilendirme iletilmesi hâlinde tüm süreçleri uygulamaya hazır olduğunu ve Komisyonun referandumu engelleyen taraf olmadığını ifade etse de siyasi aktörler arasındaki yorum farklılıkları bu yöndeki ilerlemeyi fiilen sekteye uğratmaktadır.
Yaşanan gelişmeler sonrasında UNSMIL, TM ve DYK’nin tek taraflı adımların komisyonun gelecekteki işleyişini aksatabilecek bir kurumsal bölünme riskini arttırdığını açıklamıştır. Ayrıca komisyonun bugüne dek birliğini koruyabilmiş az sayıdaki ulusal kurumdan biri olduğuna dikkat çekmiştir. BM misyonunun sadece kınama ve uyarılarda bulunması Libya’da siyasi taraflar arasında arabuluculuk yapıp anlaşmazlıkları çözebilecek bir otorite olmadığını göstermektedir. Ayrıca bu gelişmeler ışığında BM misyonunun ülkede meydana gelen siyasi krizleri çözmekten ziyade yönetmeye dönük bir role dönüştüğü de ifade edilebilir.
Sonuç olarak Libya’da birbiriyle rekabet halindeki paralel kurumların varlığı doğuda ve batıda birbirine aykırı şekilde işleyen eş zamanlı iki anayasal yargı mekanizmasının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu durum ülkede hukuki belirsizlik yaratarak devlet kurumlarının itibarını daha da aşındırmakta ve siyasi istikrarsızlığı sürekli kılmaktadır. Bununla birlikte, seçim komisyonu etrafındaki mevcut gerilimin yalnızca buzdağının görünen kısmı olduğu ifade edilebilir. Nitekim meselenin temelinde ulusal çıkarları kısa vadeli siyasal kazanımların önüne koyabilecek bir siyasi iradenin eksikliği yer almaktadır. Ayrıca Libya’da seçimlerin önündeki asıl engel Seçim Komisyonunun kurumsal kapasitesinden ziyade, rakip yasama organlarının seçim yasaları, adaylık koşulları ve seçim takviminin oluşturulması konularında süregelen anlaşmazlıklar olduğu söylenebilir.
Vahap Yıldız – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü, Afrika Çalışmaları



