
Batı Afrika’da yer alan Mali, 15. ve 16. yüzyıllarda Afrika’nın dünyaya açılan ilim merkezi olarak kabul edilen ve bu özelliği dolayısıyla “çölün incisi” olarak anılan Timbuktu gibi önemli merkezleri ile zengin İslam medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Ancak günümüzde Mali, artan terör eylemleri, siyasal istikrarsızlık ve dış müdahalelerin kesiştiği yapısal bir güvenlik krizinin merkezi haline gelmiştir. 2012 yılında Mali’nin kuzeyi Azavad bölgesinde başlayan isyan, Tuareg ayrılıkçıları ile Ensarüddin ve Kuzey Afrika El Kaidesi (AQIM) gibi radikal grupların ittifakıyla şekillenerek, sadece Mali yönetimini değil, Batı ve Orta Sahel bölgesini tehdit eden bir güvenlik sorununa dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada, başkent Bamako’nun El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam ve Müslim (JNIM) tarafından kuşatılması, yakıt ikmal yollarının kesilmesi ve artan darbe söylentileri, ülkedeki devlet otoritesinin ne denli kırılgan olduğunu göstermektedir.
İstikrarsızlık ve Terörün Gelişimi
Mali’de mevcut istikrarsızlık ortamının arka planında Kuzey Afrika’da meydana gelen gelişmelerin belirleyici bir etkisinin olduğu söylenebilir. Bu bağlamda 1990’larda Cezayir’de yaşanan iç savaş sürecinde ortaya çıkan ve Sahel’de eylemlerine devam eden AQIM ve 2011’de NATO’nun Libya operasyonunu takip eden süreçte Muammer Kaddafi’nin “İslami Lejyon” projesi kapsamında askeri eğitim almış bir grup Tuareg savaşçısı Mali’nin kuzeyine gelerek burada kurdukları Azavad Kurtuluş Hareketi (MNLA) Örgütüyle Mali devletine isyan etmesi bu iddianın en temel örnekleri olarak belirtilebilir.
Mali nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Tuaregler, MNLA çatısı altında örgütlenerek özerk bir devlet talep etmiş ve kuzeydeki devlet güçlerini geri püskürtmek için AQIM, Batı Afrika’da Birlik ve Cihad Hareketi (MUJAO) ve Ensarüddin gibi çeşitli radikal örgütlerle ittifak kurmuştur. Dönemin Mali devlet başkanı Amadou Toumani Touré, hükümetin isyanı bastıramadığını öne süren ordu tarafından Mart 2012’de bir darbeyle devrilmiştir. Kuzeyde devlet kurumlarının çökmesi MNLA’nın Gao, Kidal ve Timbuktu gibi stratejik merkezleri ele geçirmesini mümkün kılmıştır. Ancak MNLA içinde yer alan laik-milliyetçi çizgiyi benimseyen baskın bir grup, örgüt içinde derin bir ayrışmaya neden olmuştur. Bu durum aynı zamanda örgütün ittifak kurduğu diğer radikal grupların şeriat temelli ideolojisi ile uyuşmadığından MNLA bu ittifaktan çekildiğini açıklamış ve bu gruplarla silahlı çatışmalara girmiştir. Gao’da başlayan çatışmalar sonucunda radikal gruplar MNLA’yı saf dışı bırakmıştır. Başlangıçta seküler bir bağımsızlık hedefi güden isyan, radikal grupların Mali’nin merkezindeki şehirleri ele geçirmek için güneye yönelmesi ile cihadi selefi ideolojinin hâkim olduğu bir terör tehdidine dönüşmüştür. Artan istikrarsızlık ortamında Mali yönetimi, Cezayir’in taraflara sunduğu kapsamlı barış planını kabul etmiş, MNLA dahil Azavad bölgesindeki bağımsızlık hareketlerini bir araya getiren bir koalisyonla barış anlaşması imzalamıştır. Ancak bu koalisyona radikal grupların dahil edilmemesi bu tarihten itibaren bunların etkilerini genişleterek kontrol alanlarını Mali’nin merkezine ve komşu ülkeler Burkina Faso ve Nijer’e doğru yaymalarına enden olmuştur. 2017 yılında radikal gruplardan AQIM’in sahel kolu, Ensarüddin, Katiba Macina Cephesi ve El Murabitun birleşerek Cemaat Nusretu’l- İslam vel- Muslimin (JNIM) adını almıştır. Tuareg kökenli Iyad Ag Ghali liderliğindeki JNIM, kurulduktan sonra El-Kaide lideri Eyman Ez-Zevahiri ile Taliban lideri Heybetullah Ahundzadeye biat etmiştir. Örgüt, 2017’den itibaren Mali merkezli olarak Sahel bölgesinde faaliyetlerini arttırmaktadır.
JNIM’in Yeni Stratejisi: Ekonomik Savaş
Yaklaşık 25 milyon nüfuslu, kara ile çevrili Mali’de on yılı aşkın bir süredir devam eden terör ve şiddet eylemleri, 2025 itibariyle kritik bir eşiğe ulaşmıştır. Ülke son aylarda JNIM’in başkent Bamako’ya giden kritik ikmal yollarını kesmesiyle tırmanan bir kuşatma ile karşı karşıyadır. JNIM, klasik gerilla taktiklerinin ötesine geçerek, taşımacılık konvoylarını ve lojistik güzergâhları hedef almaya, devletin ekonomik kırılganlıklarını bir silaha dönüştürmeye başlamıştır.
Eylül 2025’te JNIM, Senegal, Moritanya, Fildişi Sahili ve Gine’den Mali’ye akaryakıt girişini yasakladığını ilan etmiş ve böylece Bamako’yu fiilen dış dünyadan tecrit etmeyi amaçlamıştır. JNIM’in başlattığı yakıt ambargosu, Mali tarihinin en ciddi krizlerinden birine yol açmıştır. JNIM militanları, ülkenin batısındaki Kayes-Nioro koridorunda akaryakıt tankerlerini ve taşımacılık şirketlerini hedef alarak yüzlerce tankeri imha etmekte, Mali’yi Moritanya ve Senegal’e bağlayan ana yolları kesmekte ve başkent Bamako’yu adeta kuşatma altına almaktadır. Bu ekonomik abluka sonucunda başkent Bamako’ya yakıt ikmali durma noktasına gelmiştir. Ayrıca JNIM, yabancı yatırımcıların işlettiği altın ve lityum madenlerini de hedef almakta ve yabancı mühendisleri kaçırıp karşılığında yüksek fidyeler talep etmektedir. Yakıt ablukası, JNIM’in dönüşen operasyonel stratejisinin bir parçası olup artık ekonomik savaş boyutunu da içermektedir. Bu doğrultuda JNIM, başkent Bamako’yu doğrudan ele geçirmek yerine rejimin etrafındaki çemberi ekonomik araçlarla daraltarak hükümeti halk nezdinde aciz durumda bırakmayı amaçlamaktadır. Nitekim bu saldırıların bir sonucu olarak ülkede yakıt kıtlığı yaşanmış, fiyatlar artmış, elektrik kesintileri başlamış ve tedarik zinciri kesintiye uğramıştır. Bu durum, günlük yaşamı felç ederek rejim üzerinde hem psikolojik hem de siyasi baskı oluşturmaktadır.
JNIM’in hızlı bir şekilde yükselişinde, Mali devletinin yönetişim boşlukları ve kuzey ile orta kesimlerdeki sosyo-ekonomik ve kültürel ayrışmalar belirleyici rol oynamıştır. Merkezi otoritenin özellikle kırsal kesimlerin taleplerine yanıt verememesi ve halkın ekonomik-sosyal açıdan ihmal edilmişliği, JNIM’in, Mali’de farklı alt topluluklarla yerel anlaşmalar yaparak desteğini ve artan etkisini besleyen gölge yönetişim yapıları inşa etmesini kolaylaştırmıştır. Diğer yandan, Mali’nin son yıllardaki siyasi çalkantıları da güvenlik boşluğunu derinleştirmiştir. Ağustos 2020’de ve Mayıs 2021’de peş peşe gerçekleşen askeri darbeler Albay Assimi Goïta’yı iktidara taşımıştır. Goïta rejimi, ülkenin kuzeyindeki güvenlik sorunlarını çözme vaadinde bulunsa da bu konuda henüz başarılı olamamıştır.
Uluslararası Aktörlerin Rolü ve Başarısız Güvenlik Modelleri
Mali’de 2012’den bu yana radikal grupların artarak devam eden terör ve şiddet olaylarına karşı bölgesel ve uluslararası düzeyde alınan güvenlik önlemleri, askeri operasyonlar ve iş birlikleri önemli bir rol oynamaktadır. Mali, 2013 yılında güneye yönelen terör tehdidini bertaraf etmek amacıyla Fransa’dan yardım istemiştir. Fransa 2013’te Serval Operasyonu ile müdahale etmiştir. Serval Operasyonu, daha sonra Çad merkezli ve Burkina Faso, Mali ve Nijer’deki radikal grupları da hedef alan 3.000 kişilik Barkhane Operasyonu’na dönüşmüştür. Operasyon, Malili güçlerin kilit şehirleri geri almasına yardımcı olmuştur. Ancak kırsalın geniş kesimleri devlet kontrolü dışında kalmış ve bu durum silahlı grupların yayılmasına imkân tanımıştır. Fransız güçlerinin sahadaki varlığı, terörü bitiremediği gibi, yerel halk nezdinde giderek artan bir tepkiye yol açmış, sömürgeci geçmişin yarattığı Fransız karşıtlığı Mali özelinde bölgede askeri darbelere giden sürecin de fitilini ateşlemiştir. Goïta rejimi Fransa’nın egemenliklerini ihlal ettiğini öne sürerek Fransız ve BM birliklerini ülkeden çıkarmıştır.
Fransa’nın Mali’deki askeri misyonlarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bölgeden çekilmesi, Rusya için hem bir fırsat hem de bir sınamaya dönüşmüştür. 2021’den bu yana Kremlin’le bağlantılı özel askeri şirket Wagner Grubu Mali’de faaliyet göstermekte, terörle mücadele operasyonlarına ve iç güvenlik misyonlarına destek vermekteydi. Sembolik açıdan son derece önemli olan Kidal kentinin geri alınması, başlangıçta Mali–Rusya ortaklığının bir başarısı olarak görülmüştür. Buna karşın Temmuz 2024’te Cezayir sınırındaki Tuareg isyancıları ve JNIM tarafından kurulan pusuda yaklaşık 80 Rus paralı askeri ile 50 Mali askeri hayatını kaybetmiştir. Bu gelişmeler, dış destek alsa bile Mali ordusunun sahada ciddi zorluklarla karşılaştığını göstermektedir. Ayrıca Ukrayna’nın Wagner’e karşı Tuareg güçleriyle istihbarat paylaşmış olabileceğine dair haberler, Mali’deki çatışmanın ne kadar karmaşık ve uluslararasılaşmış bir nitelik kazandığını ortaya koymaktadır. 2023 ortasında Wagner lideri Yevgeniy Prigojin’in ölümü sonrasında, Mali’deki Rus varlığı “Afrika Kolordusu” adıyla yeniden yapılandırılmıştır. Ancak Rus güçleri büyük ölçüde üslere çekilmiş olup, ülke genelinde radikal grupların ilerleyişini durduracak bir başarı elde edememiştir.
Bölgesel güvenlik ortamı, 2023 yılında Nijer’de gerçekleşen darbe sonrasında daha da kötüleşmiştir. Bu durum, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nda (ECOWAS) parçalanmaya ve Nijer, Mali ve Burkina Faso arasında askeri ve siyasi bir pakt olan Sahel Devletleri İttifakı’nın (AES) kurulmasına yol açmıştır. AES, 16 Eylül 2023 tarihli Liptako-Gourma Şartı ile kurulmuştur. Bu ittifak, Batı’nın bölgeden çekilmesine ve askeri rejimlere karşı uygulanan ECOWAS yaptırımlarına bir tepki olarak tasarlanmıştır. İttifak, “bölgesel stratejik özerklik” iddiasıyla Batı etkisinden bağımsız alternatif bir güvenlik mimarisi kurmayı amaçlamaktadır.
Mali’de 2012’den bu yana, kuzeyde devlet otoritesinin çökmesi ve radikal hareketlerin yükselişi, ülkenin tamamını tehdit eden güvensizlik ortamı oluşturmuştur. Fransa’nın başarısız terörle mücadele stratejisinin yerini alan Rus paralı asker modeli, daha fazla istikrarsızlık, artan sivil kayıpları ve terörün başkente kadar dayanması sonucunu doğurmuştur. Bu durum güvenlik krizlerinin yalnızca askeri yöntemlerle veya dış aktörlere dayanarak çözülemeyeceğini göstermektedir. Kısa ve orta vadede, Mali’nin karşı karşıya bulunduğu en ciddi tehdit, devletin meşruiyetinin aşınması ve JNIM’in alternatif bir otorite olarak güç kazanmasıdır. Mali’nin kalıcı istikrara kavuşması, ancak kapsayıcı yönetişimi, sosyo-ekonomik kalkınmayı merkeze alan yerel çözümlerle ve bölgesel iş birliği ile mümkün olacaktır.
Bu metnin orijinali Kriter Dergisinin Aralık 2025 sayısında yayınlanmıştır.
Vahap Yıldız – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü, Afrika Çalışmaları



