OrtadoğuYayınlarYorum

İsrail’e Yaptırım Sorunu: AB’nin “İlkeler” ve “Çıkarlar” İkilemi

İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Lübnan’daki saldırgan politikaları ve sadece Filistinlileri hedef alan idam cezası yasası nedeniyle bu ülkeye karşı yaptırım uygulanmasını savunan İspanya, İrlanda ve Slovenya gibi AB ülkeleri AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması önerisini tekrar gündeme getirdiler. Ancak özellikle Almanya ve İtalya’nın karşı çıkması nedeniyle dün yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında bu öneri reddedildi.

İsrail ile ortaklık anlaşmasının askıya alınmasını savunan ülkelerin başında gelen İspanya’nın temel argümanı, uluslararası hukuku ve özellikle de insan haklarının korunması konusundaki uluslararası sözleşmeleri bu kadar açık bir şekilde ayaklar altına alan Netanyahu yönetimine karşı yaptırım uygulanmamasının bu değerleri savunmayı ilke edinen AB’nin inandırıcılığını ortadan kaldıracağı yönündedir. İsrail’e karşı söylemsel düzeydeki eleştirilerin hiçbir şekilde caydırıcı etkisi olmadığını savunan İspanya, söz konusu ortaklık anlaşmasıyla bu ülkeye tanınan ekonomik avantajların ortadan kaldırılmasının Tel Aviv yönetimini zorlayabilecek bir tedbir olacağını ifade ediyor. Geçen yıl İsrail’in Gazze halkına karşı soykırımı sürerken de bu ülke ile ortaklık anlaşmasının askıya alınması önerisinde bulunan İspanya, Netanyahu yönetimine silah satışına da karşı çıkmış ve Filistin devletini tanıyan AB ülkeleri arasında yer almıştır.

Buna karşılık İsrail ile ortaklık anlaşmasının askıya alınmasına karşı çıkan ülkelerin başında gelen Almanya, aynı zamanda Filistin devletini tanımayı reddederken Gazze soykırımı süresince İsrail’e en fazla silah teslimatı yapan ikinci ülke oldu. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İsrail’de idam cezasının getirilmesini eleştirdiklerini ve Yahudi yerleşimcilerin şiddetine karşı çıktıklarını ancak İsrail ile eleştirel ve yapıcı bir diyaloğun sürdürülmesinin iki devletli çözüm için önemli olduğunu belirterek ortaklık anlaşmasının askıya alınmasının İsrail ile diyalog kanallarını kapatacak yanlış bir yol olacağını ifade ediyor. Yaptırım uygulamadan İsrail saldırganlığının ve sürekli hale gelen insan hakları ihlallerinin nasıl önleneceği konusunda ise tatmin edici bir açıklaması olmayan Alman Dışişleri Bakanı, bu soykırımcı apartheid rejiminin saldırgan politikalarına Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin verdiği desteğin AB’nin uluslararası imajı açısından neden olduğu zararların boyutu hakkında da suskun kalmayı tercih ediyor.

Almanya bu şekilde İsrail saldırganlığının Avrupa’daki en büyük destekçilerinden biri olmaya devam ederken koalisyon hükümetinin küçük ortağı SPD’nin dış politika sözcüsü Adis Ahmetoviç’in bu konuda Alman Dışişleri  Bakanı Wadephul’dan ayrıştığı görülüyor. Dışişleri Bakanlığı’nın AB ile İsrail arasındaki ortaklık anlaşmasının askıya alınmasını engellemeye yönelik tavrını sert bir şekilde eleştiren Ahmetoviç, federal hükümetin bu şekilde Ortadoğu politikasında birleşik bir Avrupa tutumunu aktif olarak engellediğini ve bu tavrıyla Ortadoğu’da istikrarsızlığın sürmesine neden olarak Avrupa ve Almanya’daki enerji ve ekonomi krizlerinin temel nedenlerinden biri olduğunu ifade ediyor.

İsrail saldırganlığı konusunda Alman halkının da bu ülke hükümetinden farklı düşündüğü görülüyor. Yapılan kamuoyu yoklamaları, Alman halkının İsrail’in gerek Filistin halkına yönelik katliam ve şiddet politikasına gerekse Lübnan, İran ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırılarına karşı olduğunu göstermesine rağmen Alman hükümetinin İsrail’e destek vermeye devam etmesi siyonist lobinin bu ülkede ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. İsrail’in işlediği savaş suçları nedeniyle bu ülke ile ortaklık anlaşmasının iptali hedefiyle başlatılan AB genelindeki imza kampanyasının Nisan ortasında bir milyon imzaya ulaşmasının da Almanya ve İsrail’e destek veren diğer AB ülkelerini bu destekten alıkoymadığı görülüyor.

Almanya’nın yanında İtalya, Avusturya, Macaristan, Hırvatistan, Romanya, Çekya gibi ABD’ye yakın ülkeler ile son dönemde Netanyahu yönetimiyle yakın ilişkiler geliştiren Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi İsrail’e destek verirken, İspanya’nın yanında İrlanda, Belçika ve Slovenya İsrail’e karşı yaptırım uygulanmasını, ortaklık anlaşmasının ya tamamen ya da kısmen askıya alınmasını savunuyorlar. Bunun yanında Fransa, İsveç, Hollanda ve Danimarka da ortaklık anlaşmasının askıya alınmasına destek vermeseler de sık sık İsrail saldırganlığından rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.

Sonuç olarak İsrail saldırganlığına karşı yaptırım konusunda AB içerisinde daha önce hiç olmadığı ölçüde önemli çatlaklar oluştuğu görülüyor. Bu çatlaklar, siyonizmin ABD’de olduğu gibi Avrupa’da da aşınmaya ve tartışılmaya başladığını gösteriyor. Ancak İsrail’in bütün saldırganlığına, ağır insan hakları ihlallerine ve işlediği savaş suçlarına rağmen AB’nin bu ülkeyle ortaklık anlaşmasını askıya almasını savunan ülkelerin azınlıkta kalması ve soykırımcı Netanyahu yönetiminin ekonomik olarak desteklenmeye devam edilmesi halen siyonizmin Avrupa’da güçlü olduğunu da gösteriyor.

Kemal İnat – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Ortadoğu Afrika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin