
Kerkük’te Tarihi Dönemeç: Türkmen Vali Dönemi
Irak’ın Kerkük vilayetinde siyasi dengeleri değiştiren tarihi bir gelişme yaşandı. 16 Nisan 2026’da gerçekleşen oylama neticesinde, Irak Türkmen Cephesi (İTC) Başkanı Muhammed Seman Ağa, vilayetin yeni valisi olarak seçildi. Yaklaşık 100 yıllık bir aranın ardından Kerkük yönetiminin zirvesine bir Türkmen siyasetçinin gelmesi hem şehrin etnik dinamikleri hem de Irak’ın bölgesel ilişkileri açısından yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendirilebilir.
Irak’ta Vali Seçimleri Nasıl Düzenleniyor?
Irak’ta valilerin göreve gelme süreci, doğrudan bir halk oylamasından ziyade temsili bir yerel meclis sistemine dayanmaktadır. Süreç temel olarak iki aşamada işlemektedir. İlk aşamada Irak vatandaşları düzenlenen yerel seçimlerde doğrudan valiyi değil vilayeti yönetecek olan İl Meclisi üyelerini seçerler. İkinci aşamada ise seçilen il meclisi üyeleri kendi aralarında toplanarak valiyi ve meclis başkanını belirlemek üzere oylama yaparlar. Bu aşamada adayların yeterli oyu alabilmesi için partiler arası ittifaklar, koalisyonlar ve yoğun siyasi müzakereler devreye girmektedir.
Kerkük ise vali seçimi sürecinde yıllarca özel bir dinamiğe sahip olmuştur. Bünyesinde barındırdığı Türkmen, Arap ve Kürt nüfusla Irak’ın “küçük bir özeti” konumunda olması nedeniyle vilayet meclisi seçimlerinden sonra valinin kim olacağı konusu her zaman karmaşık siyasi dengelere ve pazarlıklara sahne olmuştur. Son yaşanan gelişmede de bir önceki Vali Rebvar Taha’nın istifasının ardından Kerkük İl Meclisi’nde siyasi fraksiyonlar arasında 2024 yılında varılan uzlaşı neticesinde dönüşümlü valilik sistemi gibi adil yönetim mekanizmalarının işletilmesiyle Muhammed Seman Ağa bu göreve seçilmiştir.
Türkmen Bir Valinin Kerkük Siyaseti Açısından Önemi
Kerkük gibi etnik kimliklerin siyasi temsille doğrudan örtüştüğü bir şehirde Türkmen bir siyasetçini vali koltuğuna oturması tarihi bir dönem olarak görülmektedir. Türkmenler, Kerkük’ün kurucu ve asli unsurlarından biri olmalarına karşın onlarca yıldır idari kademelerde nüfuslarıyla orantılı bir temsiliyet bulamamıştı. 100 yıl sonra gelen bu makam şehirdeki Türkmen nüfus açısından büyük bir psikolojik eşiğin aşılması ve aidiyet hissinin güçlenmesi anlamına gelmektedir.
Kerkük’te güç mücadelesinin son yıllarda Araplar ve Kürtler arasında kutuplaşmalara neden olduğu dönemlerin ardından idarenin bir Türkmen’e geçmesi dengeleyici bir unsur olabilir. Nitekim Ağa’nın göreve gelir gelmez “Türk, Kürt, Arap, Müslüman, Hristiyan ayrımı yapmadan tüm Kerkük’e hizmetkar olmaya geldik” şeklindeki birleştirici mesajı, etnik gruplar arasındaki tansiyonu düşürme ve ortak bir yaşam vizyonu oluşturma potansiyeli taşımaktadır.
Uzun süredir güvenlik kaygıları ve siyasi krizlerle boğuşan Kerkük’te etnik çekişmelerin yerini sağlık, eğitim ve altyapı projelerinin konuşulduğu istikrarlı bir hizmet döneminin alması beklenmektedir. Nitekim yeni Vali Ağa’nın açıklamaları ile hizmet odaklı politikaların önceleneceğini ifade etmesi bu beklentileri artırmaktadır.
Türkiye’nin Etkisi ve Gelecekteki Türkiye-Irak İlişkilerine Yansımaları
Muhammed Seman Ağa’nın seçilmesi sadece iç dinamiklerin değil bölgedeki diplomatik iklimin de bir sonucu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkmenlerin Kerkük’te yeniden yükselişe geçmesinin Türkiye açısından da olumlu sonuçlar doğurması beklenmektedir.
Türkiye uzun yıllardır tüm Irak’ta olduğu gibi Kerkük’te de herhangi bir etnik grubun tahakkümünü reddeden, gücün paylaşıldığı kapsayıcı ve adil bir yönetim modelini açıkça desteklemektedir. Doğrudan bir içişlerine müdahale olmaksızın Ankara’nın hem Bağdat’taki merkezi hükümetle hem de Erbil yönetimiyle son dönemde kurduğu pozitif diplomatik ilişkiler sahada uzlaşma kültürünün gelişmesine katkı sağlamıştır. Türkiye’nin barışçıl ve birleştirici diplomasi çağrıları Türkmen bir valinin etrafında uzlaşı sağlanabilmesine dolaylı da olsa bir etki sağlamıştır.
Türkiye-Irak İlişkilerine Gelecekteki Etkileri
Kerkük’te Türkiye’nin de desteklediği adil temsiliyet vizyonunun hayata geçmesinin ardından bu vizyonun Irak geneline yansıması umulmaktadır. Tüm Irak’ta adil bir düzen ve temsiliyetin sağlanması Ankara-Bağdat hattındaki diplomatik güveni daha da pekiştirecektir.
Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak olan ve Irak’ın geleceği için hayati önem taşıyan “Kalkınma Yolu Projesi”nin başarısı, güzergâh üzerindeki bölgelerin istikrarına bağlıdır. Doğrudan güzergâh üzerindeki bir nokta olmasa da güzergahın ikincil önemli lokasyonunda kalan Kerkük’te sağlanacak siyasi huzur, bu devasa ekonomik projenin güvenliği ve hızlanması için kilit bir rol oynayacaktır. Dolayısıyla Kerkük’ün siyasi istikrarı ekonomik açıdan da hem Türkiye hem de Irak için ayrı bir öneme sahiptir.
Bir diğer önemli etki terörle ortak mücadele hususudur. PKK ve DEAŞ kalıntıları gibi bölgenin demografisini ve güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı Türkiye ve Irak’ın son yıllarda geliştirdiği ortak güvenlik konsepti Kerkük yönetiminin istikrarıyla sahada çok daha etkili sonuçlar verecektir. İstikrarlı bir Kerkük, terör örgütlerinin istismar edebileceği otorite boşluklarını ortadan kaldıracaktır.
Recep Tayyip Gürler – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü



