
Irak’ta Kasım 2025 seçimlerinden bu yana devam eden beş aylık siyasi tıkanıklık, 27 Nisan 2026 tarihinde sürpriz bir isimle aşıldı. Ülkenin en büyük parlamento grubu olan Şii Koordinasyon Çerçevesi, 41 yaşındaki iş insanı Ali ez-Zeydi’yi başbakan adayı olarak belirledi ve Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Zeydi’yi resmi olarak yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. Siyasi geçmişi bulunmayan ve “teknokrat bir uzlaşı figürü” olarak öne çıkan Zeydi’nin atanması hem iç dengeleri hem de Washington-Tahran hattındaki denklemleri yeniden hareketlendirdi. Genç başbakan adayının 30 gün içinde kabinesini parlamentoya sunması beklenmektedir.
Krizlerin Gölgesinde Muhasasa Sistemi
Irak’ta hükümet kurma süreçleri, 2003 yılındaki ABD işgalinden bu yana uygulanan ve “Muhasasa” olarak bilinen etnik-mezhepsel kota sistemi nedeniyle geleneksel olarak sancılı geçmektedir. Bu sistem uyarınca (Anayasada yazılı olmamasına rağmen) cumhurbaşkanlığı Kürtlere, meclis başkanlığı Sünnilere, başbakanlık ise Şii Araplara tahsis edilmiştir. Ancak bu güç paylaşımı, özellikle Şii bloğu içindeki fraksiyonlar arası rekabet ve dış aktörlerin müdahaleleriyle birleştiğinde, aylarca süren yönetim boşluklarına yol açmaktadır.
Kasım 2025 seçimlerinden sonra yaşanan son krizde de benzer bir tablo ortaya çıkmıştı. Eski Başbakan Nuri el-Maliki ile görevdeki Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasındaki rekabet süreci kilitlemişti. Bu düğüm, ancak her iki ismin de ulusal çıkarlar adına adaylıktan çekilmesi ve siyaset dışı bir figür olan Ali ez-Zeydi üzerinde mutabakata varılmasıyla çözülebildi. Zeydi’nin adaylığı, Koordinasyon Çerçevesi içindeki liderlerin çoğunluğunun imzasıyla onaylanarak parlamentonun en büyük bloğunun iradesi olarak tescillendi.
Genç Bir İş Adamı Portresi: Ali el-Zeydi Kimdir?
1986 Bağdat doğumlu olan Ali ez-Zeydi, Irak tarihinin en genç başbakan adayı olma unvanını taşıyor. Zeydi, hukuk ve finans alanlarında eğitim almış, yüksek lisansını ise bankacılık ve finans üzerine tamamlamıştır. Zeydi’nin en dikkat çekici özelliği daha önce hiçbir siyasi makamda veya devlet yönetiminde görev almamış olmasıdır.
Zeydi siyasi arenaya çıkmadan önce tarım, gayrimenkul, enerji, lojistik, eğitim ve sağlık gibi 15 farklı sektörü kapsayan Al-Owais Grubu ve National Holding gibi dev iştiraklerin başında bulunan zengin bir iş insanıydı. Ayrıca Irak ordusunun gıda tedarikini sağlayan büyük kontratları yönetmesi ve el-Şaab Üniversitesi gibi eğitim yatırımları, onun ekonomik nüfuzunun boyutlarını göstermektedir. Ancak Zeydi’nin profili tartışmalardan azade değildir. Zira yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü Güney İslami Bankası, 2024 yılında ABD Hazine Bakanlığı’nın talebiyle kara para aklama ve dolar kaçakçılığı şüpheleri nedeniyle yaptırıma maruz kalmış ve dolar işlemlerinden men edilmişti. Bu durum bazı analistler tarafından Irak’ta süregelen büyük yolsuzluk soruşturmaları sürecinin normalleştirilmeye ve unutturulmaya çalışıldığı şeklinde eleştirilmektedir.
İttifaklar ve Siyasi Pazarlık Masası
Zeydi’nin adaylığı, Koordinasyon Çerçevesi içinde Nuri el-Maliki ve Muhammed Şiya es-Sudani arasındaki dengeyi korumayı hedefleyen bir orta yol olarak kurgulanmıştır. Zeydi’nin görevdeki Başbakan Sudani ile yakın ilişkileri olduğu ve kuzeni Ziya ez-Zeydi’nin Sudani’nin koalisyonundan milletvekili olduğu bilinmektedir. Bu durum Zeydi’nin mevcut düzenin bir uzantısı olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Buna karşın Zeydi’nin ismi diğer ana siyasi aktörler tarafından da olumlu karşılanmıştır. Kürt partilerden KDP ve KYB liderlerinin yanı sıra Sünni bloklar olan Azm, Siyada ve Taqaddum ittifakları da Zeydi’yi tebrik ederek destek mesajları yayımlamıştır. Zeydi, görevlendirilmesinin hemen ardından Sünni liderlerle bir araya gelerek tüm Iraklıları temsil eden bir hükümet kurma sözü vermiştir.
ABD, İran ve Diğer Dış Güçlerin Yaklaşımı
Sürecin belirleyici aktörlerinden biri ABD Başkanı Donald Trump olmuştur. Bilindiği üzere Trump, Şii bloğun ilk tercihi olan ve İran’a yakınlığıyla bilinen Nuri el-Maliki’ye karşı sert bir veto uygulamış, Maliki’nin başbakan olması halinde Irak’a yönelik tüm desteğin kesileceği tehdidinde bulunmuştu. Washington’un bu baskısı Koordinasyon Çerçevesi’ni geri adım atmaya zorlamış ve başbakan adayı seçeneklerini değiştirmeye itmişti.
Trump, Zeydi’nin adaylığını ise Truth Social üzerinden paylaştığı “Tebrikler Ali” mesajıyla açıkça desteklemiş ve onu hükümeti kurduktan sonra Washington’a davet etmiştir. ABD’nin bu yeşil ışığı, Zeydi’nin “İran’a mesafeli” bir hükümet kurması şartına bağlı görünmektedir. Öte yandan, Tahran yönetimi başlangıçta sessiz kalsa da sonrasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Zeydi’yi tebrik ederek Irak’ın istikrarına destek verdiklerini açıklamıştır. Siyasi kulislerde, Zeydi’nin atanmasının 2003 yılının ardından tüm başbakan belirleme süreçlerinde olduğu gibi Washington ve Tahran arasında Irak üzerinden varılan “gizemli” bir anlaşmanın sonucu olabileceği ya da İran’ın yaptırımlardan kaçınmak için geçici bir geri adım attığı senaryoları da tartışılmaktadır.
Ali ez-Zeydi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesi, ABD ve İran dışında da geniş bir destekle karşılanmıştır. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yayınladığı tebrik mesajında iki ülke arasındaki derin tarihi bağlara vurgu yaparak önümüzdeki dönemde stratejik kurumsal iş birliğini daha da geliştirme arzusunu dile getirmiştir. Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zardari, Zeydi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde kendisini kutlamış ve görüşmede ikili ilişkilerin geliştirilmesi ve Pakistan’ın bölgesel gerilimleri azaltmadaki rolü ele alınmıştır. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, atamayı memnuniyetle karşılayarak yeni hükümetin Irak halkının güvenlik ve refah özlemlerini karşılaması temennisinde bulunmuştur. Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Ürdün ve Lübnan gibi pek çok Arap ülkesinin lideri de Zeydi’yi telefonla arayarak tebriklerini bizzat iletmişlerdir. Batılı diplomatik temsilcilikler nezdinde ise Avrupa Birliği (AB) Irak Delegasyonu ve İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Irfan Siddiq, yeni başbakan adayının atanmasını olumlu karşıladıklarını belirterek Irak’ın reform, barış ve kalkınma sürecine destek vermeye devam edeceklerini vurgulamışlardır.
Zeydi’yi Bekleyen Zorlu Süreç
Ali ez-Zeydi’nin başbakanlık yolundaki en büyük sınavı, 30 günlük yasal süre içinde 329 sandalyeli parlamentonun salt çoğunluğunun güvenoyunu alabilmektir. Eğer Zeydi hükümeti kurmayı başarırsa, onu bekleyen zorluklar listesinin başında ekonomik kriz gelmektedir. Bilindiği gibi ABD-İsrail-İran gerilimi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrol ihracatının sekteye uğraması zaten sıkıntıda olan Irak ekonomisini ciddi anlamda sarsmıştır.
Yolsuzluk ve güvenlik sorunları Zeydi’yi bekleyen bir diğer önemli kriz sürecidir. Ülkedeki kökleşmiş yolsuzlukla mücadele ve ordunun tam kontrolü dışında hareket eden Şii milis yapılarının (Haşdi Şabi) geleceği, yeni hükümetin en hassas dosyalarının başında gelmektedir. Irak’ın yıllardır sahip olamadığı siyasi istikrar sorunu ise Zeydi’nin üstesinden gelip gelemeyeceğinin merakla beklendiği başka bir alandır. Zira Mukteda es-Sadr gibi etkili aktörlerin bu sürece dışarıdan nasıl tepki vereceği henüz belirsizliğini korumaktadır.
Zeydi’nin hükümeti kurmada başarısız olması durumunda Koordinasyon Çerçevesi’nin zaman kazanmak için yeni isimleri devreye sokabileceği veya ülkenin erken seçim sarmalına girebileceği öngörüleri de yapılmaktadır. Sonuç olarak, Bağdat’taki bu gençleşme operasyonunun gerçek bir reform mu yoksa bir manevra mı olduğu önümüzdeki haftalarda kurulacak kabinenin niteliğiyle netleşecektir.
Recep Tayyip Gürler – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü



