AfrikaYayınlarYorum

Dogonlar ve Mali İç Savaşı

Muhammed Yasir Bodur - 21.01.2026

Dogonlar ve Mali İç Savaşı

Mali’nin sarp coğrafyasında, heybetli Bandiagara Falezleri’nin yamaçlarında kadim bir halk yaşar: Dogonlar. Yaklaşık bir milyona ulaşan nüfuslarıyla bu topluluk, özgün mimari estetiği, kozmolojiden tarıma uzanan derin kültürel birikimiyle on yıllardır dünyanın ilgi dolu bakışlarını üzerinde topladı. Ancak bugün Dogonlar, turizm broşürlerinin romantize ettiği “izole cennet” imgesinden trajik bir biçimde uzaklaşarak, Mali iç savaşının en kanlı cephelerinden birinin asli özneleri haline gelmiş durumda.

Geçmişten Bugüne: Bir Sığınak Olarak Falezler

Dogonlar, yüzyıllar boyunca, 160 kilometre uzunluğa ve yer yer 600 metre yüksekliğe ulaşan Bandiagara Falezleri’ni stratejik bir sığınak olarak kullandılar. Bu doğal tahkimat, onları 15. ve 19. yüzyıllar arasında köle baskınlarından koruyan hayati bir kalkan olarak işlev gördü.

Bu fiziksel erişilemezlik, Dogonların dış dünyadan tamamen kopuk olduğu yanılsamasını besledi. Nitekim 1930’larda Fransız etnolog Marcel Griaule ve ekibi tarafından Batı dünyasına tanıtıldıklarında “yaşayan fosiller” olarak tasvir edilmişlerdi. Oysa Dogonlar, falezlerin korunaklı duvarları ardında olsalar da Nijer Nehri havzasındaki Müslüman tüccarlar ile asırlar boyu ticaret yapmış, ittifaklar kurmuş; çevreleriyle daima dinamik ve geçirgen ilişkiler geliştirmişlerdi.

Dogonların Müslümanlarla olan etkileşimleri, inanç dünyalarında da özgün bir senkretik yapı doğurdu. Gök tanrıları Amma’ya olan sadakatlerini korurken, İslami kavram ve pratikleri kendi ritüelleriyle harmanladılar. Öyle ki Arapça “sadaka” kökünden beslenen ve toplumsal dayanışmayı kutsayan Sadeka festivalleri, bu kültürel sentezin en somut tezahürü olarak görülüyor.

Ekonomik Dönüşüm ve Kaynak Rekabeti

1960’lardan itibaren Dogonların coğrafi yayılımı yeni bir evreye girdi. Artan nüfus ve değişen ekonomik ihtiyaçlar, halkı falezlerin dar yamaçlarındaki kısıtlı darı tarımından çıkararak ovalara ve platolara doğru büyük bir göçe sevk etti. Bölgede inşa edilen küçük barajlar, kurak Sahel ikliminde adeta bir tarım devrimi yarattı. Özellikle bölge ekonomisinde kritik bir yer tutan Dogon soğanı üretimi, bu topluluğu Batı Afrika’nın ekonomik dolaşımının etkin bir parçası haline getirdi.

Ancak bu başarı, bir başka krizin habercisiydi. Zira modern tarımın gerektirdiği arazileri çitleme ve su kaynaklarını denetleme ihtiyacı, aynı toprakları asırlardır otlak olarak kullanan göçebe Fulani çobanlarının kadim rotalarını sekteye uğratıyor, yaşam alanlarını doğrudan tehdit ediyordu.

Çatışma ve Kriz Süreci: 2012’den 2020’ye

Mali, 2012 yılındaki Tuareg isyanı ve radikal grupların kuzeyi ele geçirmesiyle derin bir kaosa sürüklendi. 2015’ten itibaren kriz, Dogonların anayurdu sayılan Merkezi Mali’ye (Mopti hattı) sıçradı. Bölgedeki dengeleri bozan temel etken, Katiba Macina gibi radikal örgütlerin, hayvancılıkla geçinen Fulani toplumu içinden militan devşirmeye başlaması oldu.

Savaş, asırlık toplumsal sözleşmeleri yerle bir etti. Artan saldırılar karşısında Dogonlar, kendi dillerinde “Tanrı’ya Güvenen Avcılar” anlamına gelen Dan Na Ambassagou gibi öz savunma milislerini örgütlediler. Bu yapılar kendilerini birer “savunma kalkanı” olarak nitelese de süreç, yerleşik çiftçiler olan Dogonlar ile göçebe çobanlar olan Fulaniler awrasındaki kaynak rekabetini yıkıcı bir etnik çatışmaya dönüştürdü.

Devlet otoritesinin boşluğunda milis yapılar arasında tırmanan bu çatışmalar, ağır şiddet eylemlerini de beraberinde getirdi. Özellikle 2019 yılında Koulogon ve Ogossagou’da yaşananlar, bu kronik şiddet döngüsünün en karanlık safhaları olarak kayıtlara geçti. Her iki tarafın sivilleri de hedef alan eylemleri insan hakları kurumlarının raporlarında da belgelendi.

Sonuç: Belirsizlik ve İkilem

2020 sonrası Mali’de yaşanan askeri darbeler ve Assimi Goïta liderliğindeki geçiş hükümetinin “milli egemenlik” vurgulu politikası, Dogon toplumu için de yeni ve karmaşık bir döneminin kapısını araladı. Batılı askeri güçlerin ülkeden gönderilmesiyle oluşan boşluğun Rus destekli askeri unsurlar (Wagner/Afrika Kolordusu) tarafından doldurulmasıyla, Dogon milislerini sahanın stratejik aktörlerinden biri haline geldi.

Bu yeni konjonktürde Dogonlar, Mali ordusu (FAMa) ile ittifak kurarak JNIM gibi radikal yapılara karşı aktif rol üstlendi. Araziyi ve falezlerin karmaşık coğrafyasını iyi bilen Dogon milisleri, operasyonlarda devlet güçlerinin gayriresmi rehberleri oldular.

Bugün Mali hükümeti, Rus birlikleri ve AES (Sahel Devletleri İttifakı) gibi bölgesel ortaklıklarla güvenliği sağlamaya çalışsa da Dogon halkı derin bir belirsizlik kıskacında. Zira JNIM, devletle iş birliği yapan Dogon köylerini sistematik biçimde kuşatma altına alarak yolları kesiyor, tarım alanlarını mayınlıyor ve ekonomik yaşamı felç ediyor. Akademik çalışmalar ve uluslararası kuruluşların raporları, binlerce Dogon’un yerinden edildiğini, UNESCO Dünya Mirası listesindeki Bandiagara bölgesinin hem fiziksel hem de kültürel bir yıkımla karşı karşıya olduğunu vurguluyor.

Bu karanlık tablo karşısında Dogon milislerinin Bamako yönetimine sağladığı siyasi ve askeri destek, Merkez Mali’deki çatışmaları sönümleyecek bir güvenlik kapasitesi üretmeye yetmiyor. Bu asimetrik savaş, Dogon liderleri için bir ikilem doğuruyor: Bir yanda Bamako’daki merkezi yönetimin “topyekûn zafer” söylemine sadık kalma çabası, diğer yanda köylerini ayakta tutabilmek adına yerel ve geçici düzeyde, radikal gruplarla örtük temaslar ve pragmatik uzlaşı arayışlarına yönelme zorunluluğu.

Muhammed Yasir Bodur – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü, Afrika Çalışmaları

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Ortadoğu Afrika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin