
Kuzey Afrika’nın nispeten istikrarlı bir ülkesi olarak değerlendirilen Fas, günümüzde sokak protestolarına sahne oluyor. 27 Eylül 2025’te Fas’ın 11 kentinde yaşanan protestolar son yılların en büyük hükümet karşıtı eylemleri olarak dikkat çekiyor. Gen Z212 Gençlik Hareketi’nin özellikle Discord gibi sosyal medya platformları aracılığıyla başlattığı eylemler başta Rabat olmak üzere tüm Fas’ta mevcut politikalardan rahatsız olan kitlelerin sokağa dökülmesini beraberinde getirdi.
Protestoların Sebepleri
Protestoların hızlı bir şekilde Fas’ın büyük kentlerine yayılmasında birçok faktörün etkili olduğu gözlemlenebilir. Bu bağlamda, 2023 yılında yaşanan ve yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği depremin yaralarının sarılamamış olması ve bu yıl Eylül ayı başında Agadır’da bir devlet hastanesinde 8 kadının doğum sırasında ölmesi protestoların fitilini ateşleyen gelişmeler arasında sıralanabilir. Kamu hizmetlerindeki ciddi sorunlara karşın, 2030 Dünya Kupası kapsamında yapılan milyarlarca dolarlık harcamaları toplumda büyük bir öfke dalgasının oluşmasında etkili olduğu açıkça görülmektedir.
İspanya ve Portekiz’le birlikte 2030 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanan Fas’ta şimdiye kadar üç stadium inşa edilirken, altı saha da bakım yapılmış ve bu yenileme faaliyetlerinden sadece birine 400 milyar dola aktarılmıştır. Protestolar sırasında “stadyumlar burada, hastaneler nerede?” ve “önce sağlık, Dünya Kupası istemiyoruz” sloganları öne çıkmıştır. İşsizlik, eğitim imkanların kısıtlılığı, sağlık hizmetlerinin kalitesizliği ve geniş kamu harcamalarının hizmetlere değil altyapıya değil gösterişe öncelik veren projelere yönelmiş olması tepkilerin odağında yer almaktadır.
Protestoların odağındaki “Gen Z212” hareketi önceden belirlenmiş bir lideri bulunmayan, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden çağrı yapan bir örgütlenme sergiliyor. Bu tür bir mibilizasyon tarzı, gençlerin geleneksel siyasal kanallara olan güvensizliğini de ortaya koyuyor. Partiler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları yerine, dijital ortam üzerinden yeni nesil bir örgütlenme modeli olarak kendini gösteriyor.
Her ne kadar ptotestoların çıkış noktası sağlık hizmetlerindeki yetersizlik ve gösterişe dönük kamu harcamaları olsa da aslında devlet kurumlarının işleyişine yönelik toplumdaki genel memnuniyetsizliği de yansıttığını belirtmek gerekir. Genç işsizliği, bölgesel eşitsizlikler, kamu harcamalarının şeffaf olmaması, altyapıya yoğun yatırım yapılırken halk hizmetlerine gereken önemin verilmemesi de protestocuların motivasyonları arasında sıralanabilir. Nitekim, gösteriler sırasında “özgürlük, onur, sosyal adalet” sloganları atılırken, ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi talebi ile Rabat’ta parlamento binası önünde göstericiler bir araya gelmiştir. Ayrıca, eylemler sırasında atılan “halk yolsuzluğu bitirmek istiyor”, “yolsuzluk yeter, ülkeyi rezil ettiniz”, “sağlık ve eğitim istiyoruz” gibi sloganlar halkın sosyo-ekonomik eşitsizlikten duyduğu rahatsızlığı gözler önüne sermiştir. Rabat’taki protestolarda hükümeti, Fas Başbakanı Aziz Ahnuş ile eski Başbakan Abdulilah Benkiran hedef alınarak hedef alan göstericiler, “yolsuzluğa son” çağrısıyla Başbakan Aziz Ahnuş’un istifasını talep etmiştir.
Devletin gösterilere yönelik tepkisi ise oldukça kapsamlı olmuştur. 27-28 Eylül’de başlayan gösteriler kısa sürede birden çok şehirde yaygınlaşmış, Rabat, Kazablanka, Agadır ve Marakeş gibi şehirlerde binlerce genç sokağa çıkmıştır. İlk günlerde nispeten barışçıl bir şekilde devam eden gösteriler, ilerleyen günlerde güvenlik güçleri ile çatışmaya dönüşmüştür. Örneğin, Leqliaa köyünde polisin ateş açması sonucunda iki kişi hayatını kaybetmiştir. Tutuklamalar, güvenlik güçlerinin olay yerlerine yoğun sevkiyatı, kitlesel gözaltılar ve medya üzerinde kontrolü arttırılması devletin olayları control edebilmek için başvurduğu araçlar arasında yer alıyor.
Fas İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise yaklaşık 400 kişinin tutuklandığı belirtilmiştir. Ayrıca, gösteriler sırasında 243 güvenlik mensubu ile 23 sivilin yaralandığı, 142 güvenlik aracı ve 20 özel aracın yakıldığı ya da ağır hasar gördüğü aktarılmıştır. Bunlara ek olarak, Ait Amira, İnezgane Ait Mellul, Agadir–İdaoutanane, Tiznit ve Vecde’de çok sayıda resmi kurum, banka şubesi ve mağazada yağma ve tahribat eylemleri yaşandığı belirtilmiştir. Bakanlık, protestocuların kesici aletler, molotofkokteyli ve taş kullanımıyla olayların “ciddi tırmanışa” geçtiğini de aktarmıştır.
Yönetimin Etkileri
Fas’taki bu eylemler, Arap Baharı’ndan 14 yıl sonra ülke çapında gerçekleşen ilk kitlesel protesto gösterileri olma özelliği taşıyor. Yine o dönemde, Faslı gençler Tunus, Mısır ve diğer Arap ülkelerinde başlayan eylemlerden etkilenerek parlamenter monarşi yönetiminin devam eden yolsuzluk ve adaletsizliklerinin son bulması talebiyle gösteriler düzenlemişti. Esasında, Fas’ta kırsal kesim ve şehirler arasındaki bölgesel eşitsizlikler, gelir eşitsizliği, işsizlik ve temel hizmetlere erişimin bulunmaması ya da bu hizmetlerin yeterli bir şekilde halka ulaştırılamaması yıllar içerisinde derinleşen bir toplumsal krizi de beraberinde getirmiştir.
Anayasal monarşi ile yönetilen Fas’ta Anayasanın teminatı olarak kabul edilen Kral VI. Muhammed egemenliğin ve devletin başı olarak ülkedeki en güçlü kişi ve İslâm’ın “Emîrü’l-Müminîn”i (inananların başı) sıfatıyla da güçlü bir dini meşruiyete de sahip bulunuyor. Fas kralları, soyları Hz. Hasan’a ve dolayısıyla Hz. Peygamber’e dayandığı için halk üzerinde güçlü bir dini etki ya da baskı kurabiliyor. Aynı zamanda Fas Kralı, ordu, güvenlik, dış politika ve startejik ekonomik kararlar almak, başbakanı atamak, parlamentonun seçtiği hükümeti onaylamak veya görevden almak konularında yetkiyi elinde bulunduruyor. Fas Kralı, halkın tepkisini çekecek kararları hükümete, bakanlara, başbakana aldırarak toplumsal öfkenin hükümente ve siyasilere yönelmesini sağlıyor.
Bunun bir örneği 22 Aralık 2020’de başkent Rabat’ta Fas ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik anlaşmaya Fas adına dönemin Başbakanı Saadeddin Osmani’nin imza atmasında da görülebilir. Normalleşme kararını Fas Kralı aldığı halde imzayı “İslamcı” yönüyle bilinen Adalet ve Kalkınma Partisi adına hükümete başkanlık eden Osmani’nin imzalaması bu karara yönelik halk tepkisinin hükümete yönelmesine neden olmuştur. Nitekim, sonrasında Osmani’nin yerine milyarder iş insanı Aziz Ahnuş getirilmiştir.
Bu çerçevede, Gen Z212 protestolarını sadece bir gençlik hareketi olarak görmek yerine, Fas toplumunun monarşik yönetim içindeki bozulmaya yönelik bitikmiş sosyal, siyasi ve ekonomik memnuniyetsizliklerinin bir yansıması olarak görmek daha anlamlı olacaktır. Fas’taki büyümenin toplumsal kesimlere eşit bir şekilde dağılmaması, Kral ve çevresindeki küçük bir seçkin grubun gösterişe dönük harcamaları öncelemesi gibi sorunlar bu eylemlerdeki rahatsızlığın da zeminini oluşturmaktadır. Kralın ve dolayısıyla hükümetin, büyük altyapı, turizm ve spor yatırımlarına yoğunlaşması rejimin dış görüntüsünü öncelediği algısını güçlendirmiştir. Diğer taraftan, halkın gündelik yaşantısını doğrudan etkileyen, sağlık, eğitim ve istihdam alanlarında iyileşmenin gerçekleşmemesi özellikle ülkedeki genç kesimde hayal kırıklığının büyümesinde etkili olmuştur. Protestoların sadece büyük şehirlerle sınırlı kalmaması, Beni Mellal, Ouarzazate ve Taza gibi daha az gelişmiş bölgelere de yayılması siyasete ve yöneticilere yönelik memnuniyetsizliğin genel bir durum halini aldığını da ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Gen Z212 protestoları, Fas halkının monarşi rejimi ve ona sadık siyasetçilerden duyduğu genel memnuniyetsizliğin kitlesel bir ifadesi olarak okunmalıdır.
Bu metnin orjinal versiyonu Kasım 2025’te Kriter dergisinde yayınlanmıştır.
Hatice Rümeysa Dursun – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü, Afrika Çalışmaları



