
Çin’in Afrika ile ilişkilerinde 1990’larda başlayan yakınlaşma 21. yüzyılda büyük bir ivme kazanarak Pekin’i kıtadaki en etkili dış aktörlerden birine dönüştürmüştür. Bunu sağlayan en önemli etken Çin’in kıta ile kurmuş olduğu güçlü ekonomik ilişkilerdir. Bununla birlikte her ne kadar ekonomik ilişkilerin gölgesinde kalmış olsa da Çin-Afrika ilişkilerinin hızla geliştiği bir diğer alan ise askeri ilişkilerdir. Çin’in Afrika ile askeri ilişkileri son dönemde hızlı bir gelişim süreci yaşamaktadır.
Kıta devletleri ile gerçekleştirilen askeri tatbikatlar Çin’in Afrika’daki askeri varlığının önemli destekleyicilerinden biri konumundadır. Bu kapsamda Pekin kıtadaki ilk askeri tatbikatını 2009’da Gabon ile insani tıbbi tahliye alanında gerçekleştirmiştir. İlk dönemde askeri yönü zayıf olan tatbikatların ilerleyen süreçte hem ölçeği genişlemiş hem de askeri yönü büyük oranda artmıştır. Çin’in 2024’te Tanzanya ve Mozambik ile gerçekleştirdiği kara ve deniz tatbikatları ve 2025’te Mısır ile gerçekleştirdiği hava tatbikatı Pekin’in Afrika’daki en büyük kara, deniz ve hava kuvvetleri konuşlandırmaları olmuştur. Çin donanmasının 2008’den beri yürüttüğü Aden Körfezi’ndeki koruma görevleri de Pekin’in kıtadaki askeri etkisinin önemli bir göstergesidir. Afrika ile askeri ilişkiler açısından en önemli dönüm noktalarından biri ise Çin’in ilk denizaşırı donanma üssünü 2017’de Cibuti’de açması olmuştur. 2018’de ilk defa düzenlenen Çin-Afrika Savunma ve Güvenlik Forumu ile de askeri ilişkiler daha resmi ve kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
Çin’in Afrika’ya silah ihracatı da gelişen askeri ilişkilerin önemli göstergelerinden biridir. Pekin ile yakın askeri ilişkilerinin bir yansıması olarak Pakistan Çin silahlarının en büyük müşterisi konumunda yer almaktadır. Pakistan 2000-2024 döneminde Çin silah ihracatının yüzde 45’inin alıcısı olmuştur. Afrika ise aynı dönemde Çin’in Pakistan haricinde gerçekleştirdiği silah ihracatında yaklaşık yüzde 34 paya sahiptir. 2010’larda Çin’in kıtaya yönelik silah ihracatı önemli bir ivme kazanarak 2013-2024 döneminde 2001-2012 dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 68 artış göstermiştir. 2000-2024 döneminde Çin silahlarının kıtadaki en büyük müşterileri Cezayir, Nijerya, Sudan, Fas ve Mısır olurken silah ihracatının yüzde 41’i Kuzey Afrika ülkelerine, yüzde 59’u ise Sahraaltı Afrika ülkelerine gerçekleşmiştir.

Kaynak: SIPRI verilerinden derlenmiştir. Uluslararası silah transferlerini ölçmek için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. TIV (trend-indicator value) da SIPRI’nın geliştirmiş olduğu bir sistemdir.
Afrikalı subaylara yönelik gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri de Çin’in kıtadaki askeri etkisini destekleyen bir unsurdur. 21. yüzyılın başında Çin askeri okullarına iki yüzden az Afrikalı subay kabul edilirken 2020’lere gelindiğinde yılda yaklaşık iki bin Afrikalı subaya eğitim verilmektedir. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise 2024’te Pekin’de gerçekleşen Çin-Afrika İşbirliği Forumu’nda (FOCAC) Afrika’ya yönelik 140 milyon dolar askeri yardım taahhüt ederken Afrikalı altı bin askeri personel ve bin polise eğitim verileceğini açıklamıştır. Çin bu eğitim programları ile hem Afrika devletlerinin kapasitesini artırmakta hem de Çin ordusu ile Afrika orduları arasında uzun vadeli bağlar kurmaktadır.
Kıtadaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü operasyonlarına katılımı ise Çin’in Afrika’daki askeri etkinliğinin bir diğer kaynağını oluşturmaktadır. Yüzyılın başında Afrika’da barış gücü kuvveti bulunmayan Çin 2000’lerin ortalarından itibaren kıtadaki BM Barış Gücü operasyonlarına katılmaya başlamış ve kısa süre içerisinde BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri arasında en büyük katkıyı sağlayan devlete dönüşmüştür. Bu alandaki önemli dönüm noktası ise Pekin’in 2013’te Mali ve 2015’te Güney Sudan’daki BM operasyonlarına katılım kararıdır. Pekin barış gücü askerlerinin yüzde sekseninden fazlasını kıtada görevlendirmiştir. Çin’in 1990 yılında BM barış gücü operasyonlarına ilk kez katılımından 2020’lerin başına kadar olan dönemde 30 binden fazla Çinli barış gücü askeri, 17 barış gücü misyon bölgesinde görev yapmak üzere Afrika’ya gönderilmiştir. Bu bölgelerin beşinde 1800’den fazla asker görev yapmaya devam etmektedir.
Melih Yıldız – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü, Afrika Çalışmaları



