OrtadoğuYayınlarYorum

Bağdat-Washington Hattında Maliki Krizi

10.02.2026

Bağdat-Washington Hattında Maliki Krizi

Irak siyaseti, 2026 yılına girerken son yirmi yılın en derin diplomatik ve yönetimsel krizlerinden biriyle karşı karşıya. Kasım 2025 seçimlerinin ardından suların durulmadığı Bağdat’ta, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden iktidar koltuğuna aday gösterilmesi, sadece ülke içindeki dengeleri sarsmakla kalmamış; Washington ile eşi benzeri görülmemiş bir “veto” krizini tetiklemiştir. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın doğrudan Maliki’yi hedef alan sert açıklamaları, Irak’ı ekonomik çöküş ve siyasi izolasyon tehdidiyle baş başa bırakırken, Bağdat yönetimi bu durumu “ulusal egemenlik ihlali” olarak nitelendirerek direnç göstermektedir.

Nuri Maliki’nin Adaylık Süreci

Krizin fitili, Kasım 2025 seçimlerinden birinci çıkan ancak hükümeti kurmak için yeterli desteği bulamayan görevdeki Başbakan Muhammed Şia es-Sudani’nin 12 Ocak 2026’da adaylıktan çekilmesiyle ateşlendi. Sudani’nin çekilmesi, Şii Koordinasyon Çerçevesi (Coordination Framework – CF) içindeki en güçlü figür olan Nuri el-Maliki’nin önünü açtı.

Sudani’nin aday olmayacağını açıklamasının ardından CF bileşenlerinden Maliki yanlısı olanlar Ocak ayı sonunda Maliki’yi resmen başbakan adayı olarak ilan etti. Maliki’nin adaylığı, blok içindeki diğer bazı grupların (örneğin Haydar el-Abadi liderliğindeki Zafer Koalisyonu) çekincelerine rağmen, İran’a yakın unsurların güçlü desteğiyle gerçekleşti.

Maliki’nin adaylığının kesin bir hal alması üzerine, Amerikan Başkanı Donald Trump 27 Ocak 2026 tarihinde Truth Social üzerinden yaptığı açıklamayla Irak’a yönelik sert bir açıklamada bulundu. Trump, Maliki’nin son başbakanlık sürecinde Irak’ı yoksulluğa ve kaosa sürüklediğini ve bunun bir daha yaşanmaması gerektiğini dile getirdi. Nuri Maliki’nin olası başbakanlığını “feci bir hata” olarak nitelendirerek, böyle bir durumda ABD’nin Irak’a olan tüm yardımlarını keseceğini duyurdu.

Trump’ın ve ABD yönetiminin tepkisinin temelinde yatan önemli nedenlerden biri güvenlik endişesidir. Maliki’nin 2006-2014 arasındaki önceki dönemini “yoksulluk ve kaos” olarak tanımlayan Trump, bu dönemdeki politikaların DEAŞ’ın yükselişine zemin hazırladığını hatırlattı. O dönem özellikle Sünni politikacılar üstünde büyük baskı kuran ve onları “terörle” ilişkilendirerek haklarında tutuklama kararı çıkaran Maliki hükümeti, Sünni Iraklıların büyük tepkisini çekmiş ve o süreçte yaşanan iç çekişmeler DEAŞ’ın Musul’u ele geçirmesine yol açmıştı.

Fakat ABD’nin esas endişesi Maliki ile birlikte İran’ın Irak’ta eski nüfuzuna tekrar kavuşacak olmasıdır. Washington, Maliki’yi Tahran’ın Irak’taki en önemli vekili olarak görüyor ve onun dönüşünün Irak’ı tamamen İran yörüngesine sokacağından endişe ediyor. İran üzerinde maksimum baskı uygulayan ABD’nin İran’a destek çıkacak ve adeta “arka kapı” olacak bir Irak istemediği çok net anlaşılıyor.

Irak’ın Yanıtı: “Müdahaleyi Reddediyoruz”

Bağdat, Washington’dan gelen bu doğrudan müdahaleye hem siyasi hem de kurumsal düzeyde sert bir karşılık verdi. Irak Cumhurbaşkanlığı, hükümet kurma sürecinin tamamen Irak’ı ilgilendiren bir “egemenlik” meselesi olduğunu ve Iraklılar tarafından yürütüleceğini vurgulayarak dış müdahaleleri reddetti.

Maliki ise Trump’ın açıklamalarına doğrudan yanıt vererek Trump’ın Irak’ın iç işlerine bariz bir müdahalede bulunmak suretiyle ulusal egemenliği ihlal ettiğini ifade etti. Maliki, yabancı bir ülkenin talebiyle adaylıktan çekilmeyeceğini vurgulayarak Trump’a ve yaptırım tehditlerine meydan okudu. Bununla birlikte adaylıktan çekilmesi için bir açık kapı bırakmayı da ihmal etmeyen Maliki, ancak CF’nin çoğunluğu çekilmesini talep ederse adaylıktan vazgeçebileceğini, aksi takdirde sürecin sonuna kadar gideceğini belirtti.

ABD ile sürecin gergin bir hal almasından endişe duyan ve Maliki’nin adaylığına sıcak bakmayan Iraklı siyasiler ise ortamı yumuşatmak için girişimlere başladı. Bazı haberlere göre, aralarında Sudani’nin de bulunduğu bir heyet, ABD ile iyi ilişkilere sahip olan Kürt lider Mesut Barzani’den arabuluculuk yapmasını ve ABD ile ilişkilerin daha da gerilmesini engellemek için çaba göstermesini talep etti.

Sonuç ve Senaryolar: Çıkmaz Sokak mı?

Irak, şu an itibarıyla Maliki’nin hırsları, İran’ın Irak’taki hakimiyetini güçlendirme isteği ve ABD’nin sert vetosu arasında sıkışmış durumda görünüyor. Mevcut durumda gelecek adına üç ana senaryodan bahsetmek mümkündür:

  1. Maliki’nin Geri Çekilmesi: Uluslararası ve yerel baskılar sonucu Maliki’nin ya başbakan olamayacağını anlayarak ya da istikrarı korumak adına daha ılımlı/uzlaşıcı bir isim lehine adaylıktan çekilmesi.
  2. Dayatma ve Kriz: CF’nin İran desteğini de arkasına alarak Maliki isminde diretmesi ve parlamento oylamasına gitmesi. Bu durumda Irak her ne kadar İran’ın tam desteğini alacak olsa da ABD yaptırımlarını tetiklemesi ve Irak ekonomisinin felç olması riski çok büyüktür.
  3. Hükümet Kurulamaması: Siyasi tıkanıklığın devam etmesi ve ülkenin uzun süreli bir yönetim boşluğuna sürüklenmesi.

Maliki krizi, Irak’ın sadece bir başbakan seçme sınavı değil, aynı zamanda önceki yıllarda olduğu gibi egemenlik sınırlarını belirleme ve küresel güçlerin (ABD ve İran) baskıları arasında hayatta kalma mücadelesidir. Irak 2006 yılındaki seçimlerden itibaren benzer sınavlar vermeye alışık olsa da bu sefer Trump’ın açık vetosu, Irak siyasetinde stratejik belirsizlik döneminin sona erdiğini ve artık net tercihler yapılmasının beklendiğini göstermektedir.

Recep Tayyip Gürler – Sakarya Üniversitesi, Ortadoğu Enstitüsü

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Ortadoğu Afrika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin